Ali Bolat: “UDEF’in Amacı Misafir Öğrencilere Ev Sahipliği Etmek”

Aralık 31, 2017 0 Yorum Röportajlar , Türkiye 977 Görüntülenme

 İlk önce sizi tanıyalım.

-Adım Mehmet Ali Bolat. Memleketim Kayseri. İstanbul Ünivesitesi Edebiyyat Fakültesi Tarih bölümünde lisans eğitimimi aldım. Yüksek lisansımı aynı üniversitede “Uluslararası İlişkiler” bölümünde tamamladım.  Doktora  eğitimime İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünde devam ediyorum.  UDEF başkanıyım. 2004`ten beri 13 yıldır uluslararası öğrencilerle beraber çalışmalar yapmaktayız .

 Şimdi de UDEF başkanı olarak görevdesiniz. Biraz UDEF’i anlatır mısınız? Kurulma amacı, yaptığı işler, vizyonunuz, misyonunuz…

-UDEF Uluslararası Öğrenci Dernekleri Federasyonudur. Federasyona bağlı 56 uluslararası öğrenci derneğimiz var. 25 ilde ise  temsilciliğimiz var. Öğrenci sayısının az olduğu illerde gönüllü temsilcilerimiz görev yapıyorlar. Ülkemizde şu an 114 bin uluslararası öğrenci eğitim alıyor. Bunların 35 bin kadarı ile biz UDEF olarak tanışıyoruz. Kurulma amacımız ülkemizde gelen öğrencilere ev sahipliği yapmak. Hangi ülkeden gelirse gelsin, hangi dil, din, ırk, neye mensup olursa olsun ülkemize gelmişse, bir üniversitede, lisede, her hangi bir okulda resmi olarak öğrenci ise bizim muhatabımızdır.

Ülkemize gelen kim olursa olsun onunla bir ilişkiye girmek, ona yardımcı olmak, ülkemize adaptasyonunu sağlamak, iyi bir eğitim almasını sağlamak, iyi Türkçe öğrenmesini sağlamak, Türkiye’yi öğrenmesini sağlamak, onun ülkesi ile Türkiye arasındaki ilişkileri arttırmak, bir dostluk köprüsünü canlandırmak, mezun olup gittikten sonra Türkiye’nin gönül elçisi olarak ülkesinde bulunmasını sağlamak, ona orada destek vermek.

Mezun olup ülkesine dönen öğrencilerle ilişkileriniz devam ediyor mu? Örnek göstere bileceğiniz var mı?

– Çok çok güzel, yani saymakla bitmeyecek çok hoş anılarımız var. Mesela ilk aklıma geleni söyleyeyim ben. Bundan 3-4 yıl kadar önce idi. Tanzaniya’ya gittim. Tanzaniya’da işte Türkiye’de iken bizimle okuyan beraber olan arkadaşlarımız, mezunlarımız vardı. Onları ziyaret etmeye gittim. Havaalanında uçaktan iner inmez birisi “abi hoşgeldin” dedi beni kucakladı.  Ya Tanzaniya’dayız, Türkçe bilen biri, uçağın daha kapısında beni karşıladı. Tabii ben doğal olarak şaşırdım.  Yani ülkeye adım atmadım, hala uçakta sayılırım. Kimsin sen hayırdır? “Abi ben işte şu tarihte İstanbulda  “Bâb-ı Âlem” öğrencinizdim. İstanbul Teknik Üniversitesinden şu bölümden mezunum, şu an havaalanında çalışıyorum, şu kişiyim”. Ben onu bir iki defa görmüştüm. Diyor ki sosyal medyadan geleceğini gördüm, ve burada seni karşılamak için bekledim.

Havaalanının çıkışında diğer arkadaşa beni teslim etti. Yabancılık hissetmeden bir ülkeye gittim, gezdim dolaştım. Bunu gibi her ülkede. Hangi ülkeye gidersek gidelim hangi ülkede hangi güzel iş TİKA’nın olsun, YTB’nin olsun, devlet kurumlarının, Kızılay’ın, İHH’nın ve diğer sivil toplum kuruluşlarının faaliyeti olsun Türkiye mezunu bu kardeşlerimizin onları canı gönülden desteklediğini, yaptığını, organize ettiğini, Türkiye’yi her alanda savunduklarını 15 Temmuz’da yaşadık biz.

 Türkiye’ye gelen uluslararası öğrenciler genellikle hangi sıkıntılarla karşılaşıyorlar, sorunları ne oluyor? Bunlarla ilgili hangi çalışmaları yürütüyorsunuz?

-Geçmişte Türkiye’ye gelmek zordu. Şu an kolay. Online her hangi bir üniversiteye başvuru yapıp ön kabul aldığınızda vize alarak gelebiliyorsunuz.  Ama hala zor olan ne? Türkçe öğretmek. 3 ay içerisinde gerek kursa giderek, gerek kaldığı yurtta, evlerde, bulunduğu ortamda, sokakta zaten o ilk aşamadaki Türkçe’yi geçiyor ondan sonra da sıkıntı yaşamıyor dille alakalı. Ama ilk 3 aylık dönem dil konusunda sıkıntı var. O yüzden bana ulaşan, yurtdışından öğrencilerimize şunu söylüyorum. Mümkünse ülkenizde varsa Maarif Vakfı okulları açılıyor şu an, Yunus Emre Enstitüleri açılıyor. Oralara gidin. Bir iki yıl gitmenize gerek yok ama en temel anlamda 2-3 aylık bir temel Türkçe’yi en azından orada alabilirseniz.

Yine Türkiye’de maalesef bürokratik işlemlerin çok yoğun olduğu bir ülkeyiz biz geçmişten beri. Öğrencilerimizin direk muhatap olduğu bir kurum yok.  Burda UDEF ve derneklerimiz bunu çözmeye çalışıyoruz, yardımcı olmaya çalışıyoruz. Nedir mesela bu mesele. Sigorta konusunda. Türkiye’ye öğrenci geldiğinde ilk 3 ay devlet sigortasına baş vurabilir ve sigortalı olarak Türkiye’de kalabilir. İkamet alması için mutlaka bir sigortasının olması lazım. Öğrenci bakıyor geldiğinde bilmiyor, Türkçesi yok, Türkiye’de kimseyi tanımıyor, resmi bir kurum yok. Diyor ki en ucuz sigorta neresi ben gidip zaten bana kağıt lazım evrak lazım. Gidiyor her hangi bir özel sigortadan en ucuz sigortayı yaptırıyor, gidiyor ikametini alıyor, okuluna başlıyor. Ama insanız. Doğal olarak 3 ay sonra 5 ay sonra 3 yıl sonra hastalanıyoruz. Hastaneye gittiğinde sigorta ona bakmıyoruz buna bakmıyoruz. Çocuk diyor ki ya yanlış yapmışım ben. En iyisi gideyim devlet sigortasına baş vurayım. Bu defa devletimiz diyor ki hayır sen sadece Türkiye’ye geldiğinde ilk 3 ay hakkın vardı ondan sonra hakkın yok. Böyle anlamsız bir kanunumuz var.

Ne oluyor bu defa? Öğrenci mağdur oluyor. Özel sigortadan mağdur oldu. Devlet sigortasına giremiyor, sağlık problemlerini çözemiyor. Burada hem Türkiye hem o kardeşimiz olarak problem yaşıyoruz. Biz bunun için girişimlerde bulunduk bakanlıkla, vekillerimizle, gerekli her yerle. Kanun tasarısı hazırlandı yakın dönemde inşallah bekliyoruz kanun çıkacak, her yıl ilk üç ay hak verilecek uluslararası öğrenciye. Yani öğrenci geldi bu yıl girmedi, bir sene sonra ikinci sınıfa geçtiğinde ve ya hazırlık bittiğinde yine üç ay hakkı var. Tekrar devlet sigortasına girebilir. O yıl olmadı bir sene sonra. Yani her yıl, her eğitim döneminin başında tekrar devlet sigortasına baş vurabilir ve sağlık hizmetlerinden ücretsiz bir şekilde yararlanabilir. Bu inşallah çözülecek diye bekliyoruz, uğraşıyoruz.

Sigorta konusunda verdiğiniz habare çok sevindim . Tüm öğrencilerin hayır duasını almış olursunuz.

– Düşünün 16 bin Türkiye burslusu var. 114 binden 16 bini çıkalım. 98 bin kişiyi ilgilendiren bir şeyden bahsediyoruz. Hiç bir kurum bununla uğraşmıyor, sadece biz uğraşıyoruz.

Bir diğer mesele çalışma meselesidir. 2013`ün martında Türkiye’deki uluslararası öğrencilere çalışma izni verildi kanunen. Lisans öğrencisine haftalık 20 saat, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine Türkler gibi istediği kadar çalışma izni verildi. Fakat hala yürürlüğe girmedi.

Her yerde bu hak var. Türkiye’de şu an 114 bin öğrenci var. Bunlar çalışıyorlar. Yani izinli izinsiz. Çoğu zaman da çok nitelikli işlerde çalışmıyorlar. Ama düzenlenen bu kanun yürürlüğe girse, uluslararası öğrencilerimiz kanunen hakları olan şekilde kendilerine uygun işlerde çalışsalar, hem çalışsalar hem okusalar 114 bin rakamı 214 bin, 314 bin olur. Bu insanlar daha başarılı olurlar. Her yönden Türkiye  kazanır. Bunun çözümü için de gayret ediyoruz.

UDEF olarak öğrencilere burs veriyoruz.  Biz STK’yız, bağış alıyoruz, burs veriyoruz. Kaç bin kişiye verebilirsin? Ama çalıştığında rahatça, özgürce okuluna gidecek, kütüphanede çalışacak, tercümanlık yapacak, resmi olarak rahat bir şekilde okuyacak. Okuduklarını da alanında çalışarak uygulayacak pratikte, kendi ülkesine döndüğü zaman da hem stajlı olmuş olacak, hem nitel, hem de nicel anlamda daha ağırlıklı olacak.

İletişim bölümlerinde okuyan bir öğrenci hem gazetecilik bölümünde okusa hem bir Türk gazetesinde çalışsa kötü mü olur? Ama çalışma izni yok. Ne yapıyor bu defa. İletişim bölümünde okuyor başka bir iş yapıyor, hem de izinsiz çalıştığı için korkuyor. Bir zaman sonra okulunu bırakıyor. Paraya ihtiyacım var diyor. Kaçak konuma düşüyor, ülkesine dönüyor. Ne oluyor? Hiç kimse kazanamadı. Öğrenci kazanamadı, Türkiye kazanamadı, geldiği ülke kazanamadı.

 Stajla ilgili UDEF’in yaptığı bir çalışma var mı? Stajlarla ilgili ne düşünüyor?

– Bizim staj konusunda bütün derneklerimiz, il bazında staj konusunda yardımcı olmaya çalışıyor. Geçmişte SESTİK-le (İslam İş Birliği Teşkilatının Teknik Bölümü) ortak staj programları yaptık. Bu yıl da Ensar Vakfının önderliğinde yine YTB’nin desteği ile, bizim de desteğimizle bir staj programı ilan edildi, baş vuruldu. Destekliyoruz, yönlendiriyoruz. Bunun eksikliğini görüyoruz. Tam dört dörtlükte yapamıyoruz. Mesela ASKON’la, MÜSİAD’la, diğer iş dünyasından bir sürü kurum kuruluşla hep görüştük.

ilk günden beri bu işle uğraştığımız için biliyoruz ki  uluslararası öğrencinin üniversite okurken bir problemi de staj yapmak problemi. Staj için nereye gidecek? Türk öğrenci bir şekilde birini buluyor. Ama uluslararası öğrenci nereye staja gideceğini bulamıyor. Biz bu yönde gayret ediyoruz. Ama çözebilmiş miyiz? Hayır tam olarak değil. Tam düzenli bir hale gelmiş mi? Hayır değil. Gayretimiz devam ediyor. Staj konusunda mümkün mertebe öğrencilere staj yeri ayarlamaya çalışıyoruz.

 Teşekkürler bu güzel, samimi konuşmadan dolayı.

-Ben teşekkür ederim. Size ve “orhaajans” ekibine çalışmalarında başarılar dilerim.

 

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 Yorum

Henüz yorum yok.

Henüz yorum yapılmamış. Yorum Yap!