Azerbaycan-Ermenistan sınırındaki gerilim: çatışmanın tarihi arka planı ve nedenleri

Temmuz 21, 2020 0 Yorum Analizler , Dünya , Kafkasya , Röportajlar 86 Görüntülenme
Azerbaycan-Ermenistan sınırındaki gerilim: çatışmanın tarihi arka planı ve nedenleri

Geçen hafta Azerbaycan – Ermenistan sınır hattında yaşanan gerilim, iki ülkeyi savaş eşiğine getirirken bütün dünya dikkatini bu bölgeye çevirdi. 12 Temmuz’da Ermenistan’ın Azerbaycan’ın Tovuz bölgesine saldırısıyla başlayan çatışmada ağır silahlar kullanıldı. Çatışmada, Azerbaycan tarafından bir sivil ve 12 asker olmak üzere 13 kişi hayatını kaybetti. Ermenistan Savunma Bakanlığı’nın resmi bilgilerine göre, Ermenistan ordusundan  4 askerin öldüğü bildirildi. Ancak Azerbaycan tarafı Ermenistan’ın kayıpların 100’ü bulabileceğine dair açıklama yaptı.

Konuyla ilgili Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı, bölge uzmanı Prof. Dr. Toğrul İsmayıl değerlendirmelerde bulundu.

– Azerbaycan – Ermenistan ilişkilerinin ve yaşanan sorunların tarihsel arka planı nedir? Sovyet Birliği dönemi, öncesi ve sonrası olarak özetle bir değerlendirme yapabilir misiniz?

Ermenilerin Büyük Ermenistan’ı kurma hayali her zaman vardı. Rusya’nın Güney Kafkasları işgal etmesiyle birlikte, bu hayale bir adım daha yaklaşılmış oldu. Sonuç olarak Ermenistan 1918’de bir Cumhuriyet olarak 29 bin km2’lik alanda kuruldu. Azerbaycan’ın buna müsaade etmesinin temel sebebi savaşın çıkmasını engellemek ve bağımsız devletin kurulmasıydı. Fakat Ermenistan, önce Türkiye’ye sonra Azerbaycan ve Gürcistan’a savaş ilan etmiştir. Türkiye ile Gümrü Antlaşmasıyla savaş sona ermiş, Azerbaycan Karabağ’da Ermeni çetelerini yenmiş, Gürcistan’da ise Ahıska bölgesi üzerinde yaşanan çatışmalarda da Ermeni tarafı kaybetmiştir. 1920’de Azerbaycan’ın Sovyet Rusya’sı tarafından işgali ile birlikte SSCB Azerbaycan’ın Zengezur bölgesini Ermenistan’a hibe etmiştir. Böylece 114 bin km2lik Azerbaycan’ın yüzölçümü SSCB döneminde 86.6 bin km2’ye kadar düşmüş oldu.

Sovyet Rusya’sı Ermenistan’a açık destekte bulunuyordu. 1947 yılında SSCB Bakanlar Kurulunun kararıyla bugünkü Ermenistan sınırlarında yaşamakta olan Türk nüfusu – o dönemde Türklerin sayısı toplam nüfusun %50’den fazlasını oluşturuyordu – göç ettirildi. Bu insanların yerine Dünya’nın çeşitli bölgelerinden Ermeniler yerleştirilmek istendi. Fakat bu plan o dönemde gerçekleşmedi, kimse oralara göç etmedi. Azerbaycanlıların bir kısmı Vatanlarına geri döndü.

1988 yılında Ermeni lobisi güçlendi ve harekete geçti. Gorbaçov’un Ermeni asıllı ekonomi işleri danışmanı, Karabağ’ın Ermenistan’a verileceği meselesini Gorbaçov’la görüştüğünü açıkladı. Böylece Ermenistan Karabağ’ı işgal etmeye başladı. İlk etapta Karabağ’ın Ermenistan’la birleşmesi söz konusuydu, fakat bu durumun SSCB Ana Yasasına aykırı olduğu görülünce Karabağ’ın bağımsızlığı meselesi ortaya konmuştur. Buradan da bugünkü Karabağ sorunu ortaya çıkmış oldu. Dağlık Karabağ sorununda Moskova açık taraf tutarak bölgedeki Ermenileri silahlandırmaya, Türkleri ise silahsızlandırmaya başladı. Bu hareketin sonu sıcak çatışma ile sonuçlandı.

Ermeniler işgal ettikleri topraklarda 300 bin civarında Türk, 20 bin civarında Kürt öldürdü ya da bu topraklardan sürdü. Bunlar açık gerçekler ama bugün kimse bunu konuşmuyor. Aynı zamanda Dağlık Karabağ’da Türk nüfusun yoğun olarak yaşadığı yerlerde katliamlar yaşandı. Yaşadığımız büyük facialardan biri Hocalı katliamıydı. Çatışmalar devam ederken, 1993 yılında Azerbaycan’daki siyasi kargaşadan faydalanarak Ermeniler, Dağlık Karabağ ve bölgenin dışındaki yedi ili işgal ettiler. 1994 yılında ateşkes ilan edildi, ancak çatışmalar sürekli olarak devam etmiş, Azerbaycan çok sayıda şehit vermiştir. Sonuç olarak, günümüzde Azerbaycan topraklarının %20’si işgal altındadır. Dünya tarihinde yaşanan ender olaylardan biridir ki, söz konusu bölgelerden göç ettirilen insanlar kendi ülkesinde mülteci olarak yaşamaktadırlar.

– 12 Temmuz’da başlayan saldırıların Dağlık Karabağ bölgesiyle ilişkisi bulunmamaktadır. Saldırılan bölge – Tovuz ili. Tovuz’un stratejik önemi nedir?

Dağlık Karabağ ve işgal edilmiş arazilerle uzaktan yakından ilgisi olmayan Tovuz’a yapılan saldırı, doğrudan Azerbaycan topraklarına tecavüzdür. Ermeni tarafı Azerbaycan tarafının önce saldırdığını iddia ederek, bu doğrultuda kamuoyu oluşturmaya çalışmaktadır. Azerbaycan neden Tovuz bögesinden saldırsın ki? Azerbaycan için Karabağ meselesi ile ilişkin olarak Tovuz’dan saldırması herhangi bir sorunu çözmemektedir. Azerbaycan’ın amacı Ermenistan’dan toprak almak değidir. Bu amaç Ermenistan’ındır, Azerbaycan sadece kendi topraklarını savunmaktadır. Fakat Ermenistan’ın Tovuz’u alması, yüksek gözlem noktasının yanında bulunan Ağdam köyünü (Karabağ’daki Ağdam şehri değildir) kontrol etmesidir.  Bu demek oluyor ki, Azerbaycan’ın Gürcistan üzerinden Türkiye ve Avrupa’ya geçen Bakü-Tiflis-Ceyhan ve TANAP boru hatları, hem Kars-Tiflis-Bakü karayolu ve demiryolu güzergâhlarını kontrol etmiş olur. Başka bir deyişle bölgenin stratejik önemi bağlantı noktası olmasıdır.

– Saldırıların nedeni olarak çeşitli tezler öne sürülmektedir. Bu bağlamda size göre Ermenistan’ın saldırılarının sebebi veya sebepleri nedir?

Saldırının sebeplerini saptamak için resme büyük bir çerçeveden bakmak gerekir. Ermenistan tek başına böyle bir karar alamaz. 12 Temmuz’da yapılan saldırıların, Rusya’nın Bakü-Novorossiysk boru hattı üzerinden petrol taşıma talebi,  Azerbaycan’ın Türkiye’ye doğalgaz satımında Rusya’yı geçmesi, Rus uçaklarının Türkiye’nin Suriye’de temizlediği El-Bab bölgesini bombalaması gibi gelişmelerle aynı zamana denk gelmesi tesadüf değildir. Bu zamana kadar çıkan çatışmalarda Rusya devlet Başkanı arabuluculuk yapmak adına hemen taraflarla iletişime geçerdi. Ama bu sefer Sayın Putin’in Sayın Aliyev’i aradığını görmedik. Ancak yüksek gözlem noktasının Azerbaycan’ın elinde kaldığını gördükten sonra, Savunma Bakanları bir araya geldi.

Ermenistan’ın ekonomik durumu, Paşinyan’ın verdiği sözleri yerine getirememesi ve ülke içerisindeki Rusya karşıtı görüşlerin güçlenmesini göz önünde bulundurursak bu konunun arkasında Ermenistan’ın Kuzey komşusunun olduğunu söylemek mümkündür. Amaç Paşinyan’ı Moskova’ya itaat ettirmekti, nitekim öyle de oldu. Ermenistan kendi provokasyonunun başarısız olduğunu görünce Moskova’ya yardım istemek üzere gitti.

Öte yandan Azerbaycan’ın içerisine de bakarsak,  ülkedeki siyasi mücadelede Rus yanlıları yavaş yavaş güç kaybetmeye başlamıştır. Lokal bir çatışma çıkararak Azerbaycan’daki siyaseti kontrol etmek bir diğer amaç olabilir. Başka bir deyişle Rusya’nın bir taşla iki kuş vurma stratejisidir.

Diğer taraftan Türkiye’nin tavrını ve Azerbaycan’ın davranışını gözlemlediler.  Azerbaycan’da kargaşa yaratacağı umulurken iş tersine döndü. Azerbaycan halkı, ülke sınırlarının içinde ve dışında devletinin ve ordusunun yanında yer aldı. Rusya ve Avrupa’da ayaklanmalar yaşandı. Özellikle Rusya’daki büyük pazarları ve depoları kontrol eden Azerbaycanlı iş adamları Ermenilerden mal almadılar. Ermenistan büyükelçisi konuya müdahale etmeye çalıştı, ancak başarılı olmadı.  1990 yılındaki 20 Ocak olayları sırasında yaşanan birliği burada tekrar gördüm. O zaman da Sovyet Ordu’su halk ayaklanmasını yok edeceklerini umuyorlardı. Ancak beklentilerin aksine sokaklara dökülen insanların sayısı arttı, ve başlarda Karabağ sorunu gündemde iken daha sonra bağımsızlık meselesi gündeme geldi.

İki ülke arasındaki gerginlik büyük bir çatışmaya dönüşmez çünkü mevcut durumda Rusya için bölgede statükoyu korumak çok önemlidir. Bu şekilde kontrol altına almak Rusya açısından makul bir harekettir. Lokal çatışmalar idare edilir, ancak büyük çatışma Rusya’nın işine gelmez.

– Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı(AGİT) Minsk grubunun mevcut sorunu çözmedeki etkisini değerlendirebilir misiniz?

Birincisi, 12 Temmuz 2020 tarihinde yaşanan saldırının AGİT Minsk grubu ile hiçbir ilgisi yoktur. Çünkü AGİT Minsk grubu Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı tarafından Ermenistan-Azerbaycan anlaşmazlığı ve Dağlık Karabağ sorununun barışçıl yollarla çözülmesini teşvik ve taraflar arasında aracılık etmek amacıyla kurulmuştur. AGİT Minsk grubunun burada müdahale etmesinin yasal bir altyapısı yoktur, çünkü daha önce de altını çizdiğim gibi saldırılan bölgenin Dağlık Karabağ’la bir ilgisi yoktur.

İkincisi, AGİT Minsk grubu, Karabağ sorununu çözmede daha önce de bir sonuca ulaşamamıştır. Üçüncü on yıllığın sonuna geldik, fakat somut bir sonuç elde edemediği gibi sadece önerilerde bulunmaktadırlar. Bu sorun çerçevesinde üç eş başkanın (Fransa, Rusya, ABD) üçü de bana göre tarafsız değildir. Çünkü Rusya’nın Ermenistan’la karşılıklı askeri yardım anlaşmaları var ve iki ülke ortak bir ordu da kurdu. Ermenistan’da yaşanan her türlü çatışmada Rus askeri uzmanları orada bulunuyor. Fransa anti-Türk politikası ve “Ermeni Soykırımı” düşüncesini desteklemesiyle Ermeni yanlısıdır. ABD’nin de taraf olmadığını söylemek zordur. Bu eş başkan ülkelerin içinde Türkiye olsaydı belki farklı bir sonuç söz konusu olabilirdi. Azerbaycan bu meselede Batı’nın ikili standartlarına maruz kalmıştır.

 -Ermenistan’ın Azerbaycan’a saldırısı ile ilgili olarak uluslararası kuruluşlar ve devletlerin tepkileri nedir?

Batı devleri ve uluslararası kuruluşlar tarafları ateşkese uymaya davet ediyor. Ermenistan’ın saldırıyı durdurmasına ilişkin açıklama yapan Batılı ülkelerin olmadığı bir gerçektir. Ermenistan’ın saldırısını kınayan sadece Türkiye, Ukrayna ve Pakistan oldu. Ayrıca Türk Konseyi Genel Sekreteri de açıklama yaparak Ermenistan saldırılarını kınadı.

 -Kanayan yara Karabağ için en etkin tedavi yöntemi nedir?

Dünya kamuoyu bu sorunun barışçıl yollarla çözülmesini istiyorsa Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulu’nun aldığı kararların uygulanmasıyla başlamak gerekir. Artık üçüncü on yıllığa girdik ve sorunun çözümü için bir araya gelindiğinde Ermeni tarafı her türlü bahane göstererek görüş masasından kaçıyor. En azından alınmış kararlar doğrultusunda Ermenistan’ın Azerbaycan’ın beş ilinden çekilmesi lazım. Bunların yapılmadığı sürece Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ ve yanındaki yedi ilde antiterör operasyonlarını gerçekleştirme hakkı vardır.  Bu savaş değildir, oradan silahlı grupların çekilmesini sağlamaktır. Rusya Kuzey Kafkaslar’da, ABD kendi sınırlarının binlerce kilometre uzağında, Türkiye hem sınır içinde ve sınır ötesinde bu hareketlerde bulunuyor. Bu durum barış görüşmelerine engel değildir. Barış Görüşmeleri Dağlık Karabağ’ın statüsü ile ilgilidir.

Ermenistan ordusunu modernize etmek için Sovyet ve Rus Yapımı silahlar ve teçhizatlar kullanıyor. Diğer taraftan Azerbaycan, kendi ordusu için Sovyet, Rus, İsrail ve Türkiye yapımı silahları kullandığı bilinen bilgiler arasında. Peki, Azerbaycan kendi savunma/silah sanayisini geliştirmek adına girişimlerde bulunuyor mu?

Azerbaycan kendi savunma sanayisini geliştirmediği sürece dışa, özellikle de Rusya’ya bağımlı olacağının farkında. Çünkü Rusya Ermenistan’a silahları hibe ediyor veya uzun vadeli kredilerle veriyor. Ancak teçhizatları Azerbaycan’a satıyor, bazen de zorlayarak satıyor. Bu nedenle Azerbaycan bu alanda gelişmeler kaydetmeye çalışmaktadır.

 

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 Yorum

Henüz yorum yok.

Henüz yorum yapılmamış. Yorum Yap!