Azerbaycan ve Türkiye – İki Kardeş Ülkenin Karşılaştırılması

Nisan 8, 2018 0 Yorum Analizler , Kafkasya 1052 Görüntülenme

Azerbaycan ve Türkiye, ikisi kardeş ülke olsalar bile, zannımca medeniyetleri, adetleri, yaşam tarzları arasında farklılıklar çoktur.

On günlük bir gezi kapsamında Türkiye’nin belirli şehirlerinde oldum ve az da olsa, kendimce kıyaslamalar yaptım.

Türkiye Azerbaycan’dan daha büyük bir ülke ve nüfusu daha fazla. Tarihi eskiye dayanan bu memleketi öğrenmeye ve buraya farklı ülkelerinden dinlenmeye gelen turistlerin sayısı de çok.

Gezi sırasında bu ülkeye gelenlerin ne için geldiğini merak ettim ve gözlemlemeye başladım. Az önce de belirtiğim gibi, Türkiye’nin tarihi, turistlik mekânları onları cezp etmiştir. Buna hiç kuşkum yok.

Ama Azerbaycan’ın da tarihi eskiye dayanır, hem bu ülkenin de turistlik mekânları yeteri kadar var.

Türkiye’nin restoran, lokanta ve kafelerine gidince, onların müşterisiyle iletişim, karşılaşma tarzlarını izleyince, bir şeyin farkına vardım; onların amacı para kazanmanın yansıra gelen müşterini memnun bırakarak, bir daha gelmelerini sağlamak için elinden geleni yapmaktır.

Meşhur bir deyimde de dendiği gibi: “Kişinin kalbine giden yol midesinden geçer”.

İnsanlar önce midelerini doldurmalıdır ki, aklını ve kalbini dinleye bilsin. Bunun için yemek yerken öncellikle lazım olan şey hoş karşılanma tarzı ve hoşgörüdür.

Lokanta çalışanları yorgun olmalarına, müşteri fazlalığına bakmadan çaba göstererek onları memnun etmeye çalışırdılar. Aslında, Azerbaycan halkı da çok misafirperver, ama bazı yetersizlikler sezdim.

Yaşam sıkıntısı, yoğunluk insanları yıpratmış, Azerbaycan’da, oradaki insanlar sadece bugününü düşünür, çünkü Azerbaycan’da yaşam şartları bir az daha farklı ve zordur.

Mesela, Azerbaycanlılar kendi yaşam şartlarını düzeltmeye çalışırken, Türkiye artık dünya pazarına çıkma peşinde.

Bu konuda, onlar bizden daha önde, zannımca. Ufacık lokantaların, kafelerin bile, dert-tasasını unutup insanları öz lokantasına konuk etme amacıyla dışarıya çıkmış, yemeklerinin adını söyleyerek, dışarıya fiyatları yazılı tabelalar koyarak, onları kendi lokantasına cezp etme çabası ayrıca dikkatimi çekti.

Onların yaptıkları işleri içten yaptığını gördüm, elbet belirli kısım bunu yapıyordu, ama gerçekten bu çok hoşuma gitti. Bu aslında Türkiye’ye turist akınını hızlandıran sebeplerin başına gelir zannımca.

Diğer yandan, ben İstanbul’dayken, cep telefonum da yoktu Türklerden mesela, buraya nasıl gidebilirim diye sorduğumda, nasıl içtenlikle sorularıma cevap verdiklerini, yol tarif ettiklerini hatta telefonlarını da kullana bildiğimi görünce, hem sevinmiş, hem de duygulanmıştım.

Sanki öz ülkemdeymişim gibi hissetmiştim. Bizim ülkede de böyle yaparlar, ama belirli bir kısım açıkçası çekinirler yabancılardan. Bu davranışı da Türkiye’ye turist akınını hızlandırılmasını sağlar. Çünkü turistler kendisiyle iletişim kura bileceği, hoşgörülü insanlar arar, tabi. Bu şehrin ise bu yönde çok iyi olduğunu belirtebilirim.

Metrobüslerde, otobüslerde engelliler için yerlerin olduğunu, onlara yardım edildiğini kendi gözlerimle gördüm. Bu çok büyük başarı. Azerbaycan’da da böyle yapar, çok yardımsever bir halk, ama onların kısıtlı imkânları olan otobüslerinde böyle bir sistem yok.

Şunu söyleyebilirim ki, çok sayıda turist olmasına rağmen, Türkiye tam bir Müslüman ülkesi. Ezan okununca, insanların büyük bir kısmının işini bırakarak Namaz kılmaları bende mükemmel bir izlem yarattı. Açıkçası, Müslüman olsak bile biz de böyle bir gelenek fazla gelişememiş. Diğer din mensupları bile, İstanbul’da bunu kabul etmiş durumunda ve bu onları rahatsız etmiyordu. Bu da onların başarısı ve dinlerini sevdirmek çabasıdır.

Yukarıda size naklettiklerimin hepsi hem Türklerin öz ülkelerine turist cezp etme, hem de kendi geleneklerini koruma başarısının göstergesidir.

Ancak Türklerin örflerine, geleneklerine değil de, bayramlarına sahip çıkmadıklarını sezdim. Belki de bu konuda haklı değilimdir, ama benim görüşüme göre Nevruz tüm Türklerin bayramıdır. Bizler Azerbaycan’da bu bayramı geniş kapsamda kutluyoruz.

Buna rağmen, ben bu bayramdan İstanbul’da pek çok Türklerin haberinin olmadığını gördüm ve bunun için üzüldüm açıkçası. Türkiye, özellikle İstanbul şehri, din ve milliyetine bakmaksızın herkesin yaşayabileceği bir yerdir.

İstanbul’da Azerbaycanlı, Kırgız, Kazak, Özbek ve diğer Türk menşeli halklar çoktur. Türkiye’de Nevruz bayramı Türk Dünyası Kültür merkezinde kutlandı. Ancak bu kutlamaya Türklerin kendilerinden çok yukarıda isimlerini yazdığım ülkelerin temsilcileri katılmıştı.

Azerbaycan bu konuda Türkiye’den daha başarılı sanırım. Azerbaycanlılar kendi örf-adetlerine, geleneklerine ve hemçinin de bayramlarına sımsıkı bağlı bir halktır. Belki bunun için birçok noktada Türkiye’den geri kalmıştır. Geleneklerini yaşatayım diye gelecek başarılarından mahrum kalmıştır. Kim bilir?

Elbet, hem Türklerin Azerbaycanlılara, hem de Azerbaycanlıların Türklere öğreteceği çok şeyler var. Bunun için zannımca, bu iki kardeş ülke bir-birlerine daha da sımsıkı sarılmalıdır.

 

Günel Asadova

Azerbaycan Devlet Tarım Üniversitesi/ Gence/ Azerbaycan.

 

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 Yorum

Henüz yorum yok.

Henüz yorum yapılmamış. Yorum Yap!