Bir Çınar Ağacının Hayat Hikayesi

Aralık 12, 2017 0 Yorum Analizler , Türkistan 1196 Görüntülenme

Dünyada Cengiz adlı iki ünlü insan adını tarihe yazdırmayı başarmıştır. Bunlardan biri Moğolların Cengiz Han’ı, biri ise Kırgızların Cengiz Aytmatov’u olmuştur. Cengiz Han dünyayı kılıcıyla ele geçirirken, Cengiz Aytmatov bunu kalemiyle yapmıştır.

Cengiz Aytmatov’un eserleri günümüzde 177 dile çevrilmiştir. Dünya edebiyatında adından sık sık söz ettiren Cengiz Aytmatov’un hayat hikayesini gelin birlikte  dinleyelim.

Cengiz’in Babası

Cengiz Aytmatov’un dedesi Aytmat varlıklı bir aileye mensuptur. Tabii Çar Rusya işgalinde olan Kırgız topraklarında zengin olmanın bir şans eseri olduğu söylenilebilir. Aytmat dikiş makinesi satın alıp, kıyafet dikme ile uğraşmaktadır. Bu mesleği daha sonra kızına devretmiştir. Kendisi ise köye değirmen kurmuş ve halkın ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmıştır. Ancak kötü niyetli insanlar yüzünden değirmeni yanmıştır.

Bu olaydan sonra Aytmat büyük oğlu Törökul (Cengiz’in babası)  ile beraber çalışmak için Maymak demir yol istasyonuna giderler. Oradaki işçilerin tavsiyesiyle Törökul, Oluya-Ata şehrine gidip Rus okulunda eğitim görmeye başlar. Babası 10 yaşındaki oğlunu tek başına uzak şehre göndermek istemediği için ailece o şehre taşınırlar.  Böylece orada öğretmen olarak çalışmaya başlar.

Törökul, Rusça iyi bilen, zeki bir kişidir. Sovyet Hükümeti geldikten sonra çeşitli devlet işlerinde çalışır. 1930’da Stalin döneminde, Kırgızistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyet’inde ilk önce Ticaret Bakanı, daha sonra Tarım Bakanı olur. 1930 yıllarından sonra Kırgız Komunist Parti Başkan Yardımcısı olarak görev yapar. 1935 senesinde Moskova’da Kızıl Profesuar Enstitüsünde eğitim görür. Buraya gelme sebebi 1930’larda başlayan “Stalinlik represya” (baskısı) yüzündendir. 1937 senesinde Enstitüden atılmış ve Parti işleri ile Sovyet sistemine hainlik ile suçlanmıştır. Bu zamanda ailesi Kırgızistan’da bir köye gönderilir. Böylece 1937 senesinde Törökul tutuklanıp Kırgızistan’a gönderilip bir yıl hapis cezasına çarptırılır.

Törökul, KGB (Devlet Güvenlik Komitesi, SSBC’nın istihbarat ve gizli servisi) tarafından mahkemeye çağrılır. Mahkeme, 5 Kasım 1938 senesinde Törökül’un suçu “Turancılık” yaptığı gerekçesiyle “halk düşmanlığı” olarak adlandırılır. Mülkünün devlete bırakılması ve kendinin ölüm cezasına çarptırılması karara bağlanır. Törökul Aytmatov 8 Kasım 1938 senesinde kuruşuna dizilir.

Stalin döneminde Sovyetler Birliğinde 40 milyon insan yok edilmişse onların 40 bini Kırgızlardan oluşur.

Cengiz’in Çocukluk Yılları

Törökul Aytmatov Tatar kızı olan Nagima adlı kıza evlenir ve 5 çocuğu olur. Cengiz, İlgiz, Roza, Lyusya ve Reva.  Lyusya ve Reva çocuk yaşta yaşında hayata gözlerini yumarlar.

Cengiz Aytmatov ise 12 Aralık 1928 tarihinde Kırgızistan’ın tam Kuzey-Batı kenarındaki Talas eyaletindeki Şeker köyünde dünyaya gelir. Cengiz’in doğumu en sıkıntılı dönemlerinden biri olan yeni siyasi sistemin başlangıcına denk gelir.

Babası bazı devlet işleri için uzak bölgelere gittiğinde Cengiz de onunla beraberdi. 1935 senesinde babasının davetiyle Moskova’ya ailesiyle geldi ve orada 2 sene eğitim gördü.  Babasının tutuklandığında hiç haberleri olmadı. Cengiz ailenin büyük çocuğu olduğu için ailesini geçindirme görevi ona kaldı.

Aytmatov’un Eğitim ve İş Hayatı

Çok zaman geçmeden İkinci Dünya Savaşı başladı. Savaşın SSCB üzerindeki etkileri, gençleri de etkiliyordu. Bu yüzden Aytmatov, genç yaşta çalışmaya başladı. Yetişkin nüfusun savaşta olmasından dolayı, gençlerin hatta çocukların çalışması gerekiyordu. Aytmatov da henüz on dört yaşındayken köyündeki sekreterlikte tarım makinelerinin sayımı, vergi tahsildarlığı gibi işlerde çalıştı. Ayrıca savaş yıllarında Rusça bildiği için gelen, giden mektupları çevirisini yapıp,  halka iletiyordu.

Sonraları, Şeker Köyü’nden Kazakistan’a giden Aytmatov, Cambul Veterinerlik Teknik Okulu’nda okudu. Buradan sonra Bişkek’e giderek Frunze Tarım Enstitüsü’nde eğitimine devam etti. Cengiz Aytmatov, 1956 senesinde SSCB Yüksek Mahkemesine mektup yazmıştır. Mektupta Babasının hayatta olduğuna inandığını ve babasının halk düşmanı suçundan dolayı doktora kazanmasına engel olduğunu anlatır. Ancak 1958 senesinde Törökul Aytmatov 1938 tarihinde kurşuna dizildiğini, Stalin rejiminin kurbanı olduğunu ve cezasının uygulandığı haberi mahkeme tarafından ailesine bildirilir. Ancak mezarının nerede olduğunu söylenmez.

“Ata Beyit” (Baba Mezarı)

1990’da Bübüyra Kıdıralieva adlı kadının ifadesiyle babasının 137 Kırgız aydınları ile beraber kurşuna dizilip, sonra eski tuğla fabrikasının yerine atılarak gömülmüş kemikleri bulunur ve Cengiz Aytmatov tarafından o mezara “Ata Beyit” (Baba Mezarı) ismi verilir.

Aytmatov, 1990-94 yılları arasında SSCB’nin, sonra da Avrupa ülkelerinde 2008’e kadar Kırgızistan Cumhuriyeti’ni Büyükelçi olarak temsil etti.

Aytmatov yüzlerce ödül aldı, ancak bazı insanların engeliyle Nobel ödülünü alamadı. Türkiye olmak üzere 2008’de Nobel ödülüne aday gösterildi.

Aytmatov hayatının son yıllarında Kazakistan, Azerbaycan, Türkiye’yi ziyaret edip, Cumhurbaşkanlarıyla görüşmüştür. Türkiye’ye geldiğinde Elazığ şehrine ziyaret etmiştir. Sonraki eseri Elazığ hakkında olacağını söylemiştir. Ne yazık ki 2008 senesinde, Gün Olur Asra Bedel romanının film çekimleri için Rusya’da iken rahatsızlandı ve böbrek yetmezliği teşhisi kondu. Tedavi için Almanya’ya gitti. Klinikum Nord’da tedavi gören Cengiz Aytmatov, 10 Haziran 2008 tarihinde vefat etti. Onun mezarı da babasının mezarı olarak bilinen “Ata Beyite” dir.

 

 

 

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 Yorum

Henüz yorum yok.

Henüz yorum yapılmamış. Yorum Yap!