Bir milli mücadele olarak ‘‘Ürkün’’

Aralık 23, 2018 0 Yorum Analizler , Türkistan 234 Görüntülenme
Bir milli mücadele olarak ‘‘Ürkün’’

Kırgızistan tarihinde  Ürkün (Büyük İsyan) adıyla anılan 1916 olayları, Türkistan’da sonu büyük bir hüsran ile sonuçlanan bir milli mücadeledir.

Ürkün’ün çıkış nedenleri

19. yüzyılın sonlarına doğru Rusya Çarlığının Türkistan topraklarını işgal etmesi ile Türkistanlılar, Çarlık rejiminin yönetimi altında yaşamaya başlarlar. Türkistan toprakları bölgelere ve eyaletlere bölünür ve verimli topraklara Rus çiftçileri yerleştirilir. Çarlık bununla sınırlı kalmayıp yerel halka karşı baskıcı politikasını yürütmeye başlar. Bu baskılar 1916 yılında Türkistan’daki ayaklanmaların başlamasına yol açar. Ayrıca, Çar İkinci Nikola’nın 1. Dünya Savaşı sırasında Rusya’nın askeri ihtiyacı için “askere alma kararnamesi” çıkarması tüm Türkistan toplumunun sabrını taşırır.

25 Haziran 1916 tarihinde duyurulan kararnameye göre 19-43 yaş arası erkekler Rus cephelerinde savaşmaya zorlanıyordu. Yoksa Alay Kırgızlarının lideri Kurmancan Datka ile Rusya Çarlığı’nın imzaladığı ‘‘Barış Antlaşmasına’’ göre Rusların başka ülkeler ile olan savaşları için Türkistan halkı asker olarak alınmayacak idi.

Sonunda tüm Türkistan’ı kapsayan büyük bir isyan yaşanır. İsyanın çıkmasına: Çarlık iktidarın sınırsız sömürüsü ve dayanılmaz baskısı; yerli bay-manaplar (beyler) ve feodal hükümdarlar tarafından işçi sınıfının ezilmesi; emperyalist savaş; yerel toplumun cephe alanlarında çalışmaya zorlanması neden olur.

Büyük İsyan: Kırgızistan’daki ayaklanmalar

Büyük İsyan 4 Temmuz 1916 yılında Semerkant bölgesinin Hocent şehrinde başlayıp kısa bir sürede Sır Derya, Fergana bölgelerine de yayılır. Özellikle Fergana’da gerçekleşen ayaklanmalarda çoğunluğu Kırgızlar oluşturmuşlardır. Andicanlılar ise cepheye gönderilecek insanların isimlerinin yazılı olduğu listeyi yok edip iktidarın temsilcilerine saldırı düzenlerler. Hokand, Namangan bölgelerinde Kırgızlar Talasbay Alıbayev’in yöneticiliği altında ayaklanır. İsyan, sonradan Ketmen-Töbö, Çatkal ve Toguz-Toro vadilerinde devam eder ve Kırgızistan’ın güneyinde Ağustos ayında son bulur.

Ülkenin kuzeyinde (Isık-Göl, Çüy bölgeleri civarı) gerçekleşen ayaklanmaların Türkistan’ın diğer bölgelerine göre daha çok şiddetli geçtiği söylenir. Isık-Göl’ün Çaar-Arça ovasında çocuk ve kadın demeden Kırgızların kurşuna dizilmesi buna bir örnektir. Burada halk güçlü tarzda silahlanmış Çar askerleri ile savaşmak zorunda kalmıştır. İsyana Kırgızlar ile beraber bu bölgede yaşayan Uygurlar, Dunganlar (Çinli Müslümanlar) ve Kazaklar da katılmıştır.

Kızgın ve umutsuzluğa kapılan halkın kendilerini savunmalarını sağlayacak her nesne ile (sopa, taş, bıçak, ketmen, orak, kılıç ve silah) silahlanarak çar askerleri ve temsilcilerine karşı savaşır. Bu direniş, şiddetle bastırılarak Türkistan toplumu için  büyük bir hüsran ile sonuçlanır.

Ürkün

1916 olayları sırasında bölge halkının bir kısmının Çin’e göç etmesi, isyanın  halk içinde Ürkün adıyla anılmasına sebep olur.Bilge Kaşgarlı Mahmud’a göre Ürkün, dehşete kapılan halkın ürkerek bulunduğu yeri terk etmek zorunda kalmasına (Divanü Lugati’t Türk) denir.

Çin’e göç eden Kırgızlar, Rusya Çarlığı’nın sona ermesi vesilesi ile, 1917 yılının bahar aylarında geri dönmeye başlarlar. Ancak 1920’lerde ülkedeki siyasi düzen ve karışıklıklar, Kırgızların yurda dönmesini yavaşlatır. 1921-1922’lerde yürütülen toprak reformları esnasında daha fazla dönüş yapılır.

Bu dönüş zamanında da, Ürkün dönemindeki gibi doğal koşullardan, açlıktan ve hastalıklardan dolayı çok sayıda insan kaybı yaşanır.

Milli Kmücadele olarak kabul edilmesi

Türkistan’da Sovyet iktidarının kurulmasından sonra 1926 yılında Kırgızistan ÖSSC üst düzey yöneticileri tarafından, 1916 yılındaki olaylar, ulusal egemenlik yolunda verilen mücadelelerin başlangıcı olarak değerlendirilir ve bu kapsamda, 10. yıl dönümü anma törenleri ilgili bir kararname kabul edilir. Sonuç olarak, 1916 yılındaki isyanının ilk başta sınıfsal ayrımcılık niteliğini taşıyan bir mücadele olduğu, ancak isyanların Rus askerleri ve köylüleri tarafından şiddetle bastırılması, çarlık güçlerinin uluslar arasındaki nefreti körüklemesi, mücadelenin sınıfsal ayrımcılık yönünü ortadan kaldırdığı bildirir.

Bu olayın incelenmesinin Türkistan halkları (Türkistan bölgesi Sovyet döneminde Orta Asya olarak adlandırılmaya başlar) arasında Ruslara karşı kin ve nefret oluşturabileceği düşüncesi hakim olması ile, Sovyet iktidarının Ürkün meselesine ihtiyatlı yaklaşmasına sebep olmuştur. Bu tarihi geçmiş zaman geçtikçe unutturulmaya çalıştırılır ve onun tarihsel bir değerlendirmesinin yapılması geciktirilir.

Ürkün,  Türkistan ülkelerinin bağımsızlığa erişmesinden sonra konuşulmaya ve araştırılmaya başlamıştır.

 

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 Yorum

Henüz yorum yok.

Henüz yorum yapılmamış. Yorum Yap!