Büyük Romanya Düşüncesi ve Gerçekler

Mart 31, 2018 0 Yorum Analizler , Balkanlar 1549 Görüntülenme
Büyük Romanya Düşüncesi ve Gerçekler

Bilindiği gibi SSCB’nin son dönemlerinde artan milliyetçilik hareketleri bu dev imparatorluğun çöküşüne sebep olan nedenlerden biridir. Bir anda 15 yeni devlet ortaya çıktı. Bu devletler Moskova’dan bağımsızlığını ilan ederek egemenliğine kavuştu, ancak bunların arasında bir devlet var ki Moskova’dan ayrıldım sevinci yaşarken kendi egemenliğini hemen başka bir ülkeye devretmeye hazır hale geldi – Moldova Cumhuriyeti.

Yazımda fazla tarihsel süreçlere girmeden birkaç kelimeyle bugün Balkan coğrafyasını bekleyen yeni bir tehlikeden bahsetmek istiyorum. Bugün Balkan yarımadasında bulunan hemen hemen her devletin bir “Büyük Olma Hayali” vardır. Büyük Arnavutluk, Büyük Bulgaristan, Büyük Sırbistan, Büyük Yunanistan, Büyük Romanya v.s. Bütün bu “büyüklerin” kavga olmadan hayali gerçekleşmesi için Balkan Yarımadası büyüklüğünde bir toprak parçasına daha ihtiyaç var. Bu da mümkün olmadığına göre sadece Balkanları değil, aynı zamanda yakın çevreyi de etkileyecek olumsuz süreçler bizi bekliyor.

Bu “büyükleri” tek tek anlatmak için her biri için ayrı bir doktora tezi hazırlamak mümkün. Ben kısaca “Büyük Romanya’dan” bahsetmek istiyorum. Romanya kuzeyde ve kuzeydoğuda Ukrayna, kuzeydoğuda Moldova, kuzeybatıda Macaristan, güneybatıda Sırbistan, güneyde Bulgaristan ile komşudur. Ayrıca ülkenin doğuda Karadeniz’e kıyısı vardır. Romanya’nın irredantist[1] politikaları yüzünden “büyük olma hayali” yolunda yaptığı girişimler bölgede istikrarı bozacak niteliktedir.

“Büyük Romanya” hayalinin esası- bütün “Romenlerin” tek devlet sınırları içerisinde yaşadığı devleti yaratmaktır. Böyle bir devlet tarihte 1918-1940 yılları arasında olmuştur. “Büyük Romanya”yı ele alırsak içerisine bugünkü Romanya’nın kendisi, Macaristan, Bulgaristan ve Ukrayna’nın belli kısımları yanı sıra Moldova Cumhuriyeti’nin tamamını kapsamaktadır.

Bulgaristan ile Dobruca bölgesi konusunda anlaşmazlıklar var, Macaristan ile Transilvanya ve kuzey kısımları konusunda anlaşmazlıklar var (Maramureş bölgesi), Ukrayna ile Karadeniz’e kıyıları olan Akkerman ve İsmail bölgeleri ve Moldova’nın kuzeyinde kalan Bukovina bölgesi aidiyeti konusunda tartışmalar var.

Moldova Cumhuriyeti’nin ise tamamı “Büyük Romanya” toprakları içerisindedir. Sınırlarla ilgili bu tartışmaların kaynakları Birinci Dünya Savaşı sonrasında imzalanan barış antlaşmaları ve 23 Ağustos 1939 tarihinde imzalanan Alman-Sovyet Saldırmazlık Paktı (Molotov-Ribbentrop Paktı olarak da biliniyor). Alman-Sovyet Saldırmazlık Paktına göre o zamanki Besarabya ve Bukovina (bugünkü Moldova’nın tamamı ve Ukraynan’ın yukarıda bahsedilen bölgeleri) SSCB’ye geçti. Stalin ise İkinci Dünya Savaşından sonra etnik ve tarihsel olguları göz ardı ederek buralarda suni sınırlar çizmiştir. İşte bu suni sınırlar “Büyük Romanya”nın kuzey-doğu kısmının sorunlarını teşkil etmektedir.

Romanya hükümeti bu irredantist politikaları destekliyor. Eski Romanya Cumhurbaşkanı Traian Basescu’nun “Büyük Romanya Partisi” de bunu sık sık dile getirmektedir. Romanya’nın söz konusu yaklaşımlarından bölge aktörlerini endişe duyuyor. Her ne kadar Romanya Bulgaristan ve Macaristan ile mevcut sorunlarının çözümünü NATO ve AB çerçevesinde ertelese de Ukrayna ile çözüm yolu mümkün görülmemektedir.

Moldova Cumhuriyeti için ise durum daha da kötü- Romanya yirmi yıldır iki ülke arasındaki sınır antlaşmasını imzalamaktan kaçınıyor, gerekçesi ise “zaten biz aynı devletiz, aramızda sınır olamaz”. Neticede Moldova’daki sağ kesimi temsil eden siyasilerin yaklaşımı aynı yöndedir.

Bugünkü Kişinev’den çıkan sesler birleşme yönünde olsa da, Ukrayna, Romanya ile olan sınırların konusunu açmak bile istemiyor. Bölgede savaş çığırtkanlığı yapan uzmanlara henüz fazla kulak verilmiyor çünkü Ukrayna’nın arkasında Rusya, Romanya’nın arkasında ise ABD, AB ve NATO var. Şu anda “küçük bir sınır anlaşmazlığı” yüzünden tarafların savaşa girişeceği beklenemez. Ancak Moldova için durum biraz farklıdır. Romanya devleti Moldova konusunda farklı strateji izliyor: Moldova’nın kanunları müsait olduğu için vatandaşlara resmen Romanya pasaportu veriliyor.

Moldova ve Romanya’nın birleşmesi an meselesidir diye görünse de Moldova’da yaşayan diğer etnik unsurlar bu girişime adeta çomak sokmaktadır. Moldova’da SSCB’nin son yıllarında artan “Romen milliyetçiliği” bölgede yaşayan Gagauz Türklerini, Rusları ve Bulgarları endişelendirmiştir.

19 Ağustos 1990 yılında Gagauzlar kendi cumhuriyetini ilan ettiler, hemen arkasından 2 Eylül 1990’da Transdniyester bölgesinde yaşayan halk da Moldova Sovyet Sosyalist Cumhuriyetinden kendi bağımsızlığını ilan etti. Tabi ki ne Moskova ne de diğer devletler bu bağımsızlıkları tanımadılar, hatta ilk başta görmezden geldiler. Moldova iç savaş eşiğine gelince Rusya, Ukrayna ve Türkiye devreye girdi. Gagauzlar bağımsızlığından vazgeçerek özerkliği kabul etse de Transdniyester’de durum farklı seyir etti ve maalesef kan döküldü. Bugün savaş hali sonlandırılmış olsa da Transdniyester sorunu hala çözülmüş değildir.

Gagauzların “Büyük Romanya” konusunda tavrı net olarak “böyle bir şeye razı olmayız” şeklindedir. 1918-1940 yılları arasında Romanya idaresi altında yaşayan Gagauzlar çok sıkıntı çekmiştir ve bu sıkıntılar nesilden nesile anlatılarak Romanya’ya karşı “nefret” genetik olmuştur.

Yazımın başında Romanya’nın izlediği yakın çevre politikası bölge istikrarını bozacak niteliktedir diye bahsettim. Bu endişeye beni iten nedenler ise Romanya’nın Tuna’da var olan askeri filosunun modernize etmesi ve güçlendirmesi, Moldova’da açıktan, Ukrayna da ise el altından Romanya pasaportlarının dağıtılması, Bükreş’in resmi ağızlarından çıkan “Büyük Romanya” söylentileri. Romanya’nın tanınmış yazarlarının senaryo niteliğindeki çıkardığı kitaplar (“Dniyestr Nehri Üzerindeki Kan”- Cristian Negri).

“Büyük Romanya” konusunda bölge ve küresel güçlerin tavrı net değildir. Rusya, Transdniyester’i desteklemekten vazgeçmez/vazgeçemez, çünkü bölge stratejik öneme sahip, burada hala Sovyetlerden kalma 14. kara ordusunun cephanelikleri ve askeri var ve bölgenin halkı da çoğunlukla Rustur.

Gagauzlar konusunda ise şu anda din üzerinden bir “yakınlık” gösterilse de bu pek de samimi bir yaklaşım değildir, çünkü Romanya ile de din ve mehsep bağı var, ama mevcut sorunlara engel değildir.

Ukrayna da yukarıda bahsedildiği gibi kendi sınırlarının tekrar görüşülmesine hiç sıcak bakmamakta ve Moldova yaşayan hala ciddi bir etnik Ukrain nüfusu mevcut. Bulgaristan ve Macaristan Romanya’nın politikalarını NATO ve AB çerçevesinde “bertaraf” etmeye çalışıyorlar. Zaten ABD ve AB de Romanya’nın bölgede istikrarı bozacak girişimlerine tedbirli yaklaşım sergiliyorlar ve her zaman olduğu gibi “demokrasi”, “entegrasyon” ve “küreselleşme”den dem vuruyorlar.

Türkiye’nin bu konuda herhangi bir açıklaması, çalışması, girişimi gözükmüyor. Diyeceksiniz ki, bizden uzak orası vs. Ancak unutmayalım ki 1992 yılında Türkiye’nin öncülüğünde Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü (KEİÖ) kuruldu ve bölge ülkelerinin tamamı bu örgüte üyedir, bunun dışında bu topraklar eski Osmanlı topraklarıdır ve burada yaşanan sıkıntılar bölgede yaşayan Türkleri doğrudan olumsuz yönde etkileyecektir. Balkan Türklerinin sıkıntı çekmesi ise Türkiye’nin son dönemlerde “Büyük Güç” olma yolunda attığı adımların etkisini sıfırlayacaktır.

Yazımı Şeyh Edebali’nin sözlerine atıf yaparak sonlandırmak istiyorum: yaşat ki yaşayasın. Balkanlarda Türkler bittiği anda Türkiye’nin bölgedeki varlığı da bitecektir.

[1] İrredantizm – İtalyanca kökenli bir sözcük olup dil, din, soy ve kültür birlikteliği olduğu halde herhangi bir devletin sınırları dışında yer alan halk ile söz konusu devletin birleşmesi fikridir.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 Yorum

Henüz yorum yok.

Henüz yorum yapılmamış. Yorum Yap!