Dobruca-Babadağ ve Civarı

Haziran 13, 2018 0 Yorum Analizler , Balkanlar 867 Görüntülenme
Dobruca-Babadağ ve Civarı

Babadağlı Dinç Hasan’ı saygıyla anıyorum.

Babadağ

Türkler Anadolu’dan 12.000 çadırla Balkanların kuzeyine geçti. Bir kısmı Kavarna, Kaliyakra, Balçık ve Varna’ya yerleşti. Bir kısmı ise bugünkü Dobruca-Babadağ’a yerleşti.

Babadağ’ın kuruluş kayıtları 1263 yılını gösterir. En eski Müslüman yerleşkelerinden biridir. Osmanlının Balkanlara geçişinden öncedir. 1299 tarihli Dobriç’te Umur Fakih köyünde bulunan Derviş Paşa Camisi de Balkanların bilinen en eski camisidir. Bugün metruk durumdadır. 1994 yılında yıkılmıştır. Çevresinde bulunan mezarlıktaki mezar taşları da parçalanmıştır. Bir kısım mezar taşları ise çevredeki halk tarafından inşaatlarda kullanılmıştır.

1488 yılında, II. Bayezid, Killi ve Akkerman seferlerine giderken Babadağ’da konakladı. Rüyasında zafer müjdesini Saru Saltuk’tan aldı ve dönüşünde de Saru Saltuk’un türbesini buldurdu. Ayrıca bir de külliye yaptırdı. Babadağ’a Fatih Sultan Mehmet de geldi. Cem Sultan ise hem geldi hem Saru Saltuk’un menkıbelerini dinledi, hem de bu menkıbeleri kitaplaştırdı.

Budin (Budapeşte’nin Buda bölümü) Valisi Kadızade Ali Paşa Babadağ’a gelmiş, Babadağ Paşası olarak burada 1610’da Gazi Ali Paşa Camisi ve Medresesini yaptırmıştır. Yaşatılması için vakıf kurmuş ve kurduğu vakfa gelir olarak da Sebil-i İlyas (Zebil) ve Hergele (Sarıköy, Sarichioi) köylerinin gelirlerini bağlamıştır. Hergele Köyü’ne 1700’lerde Çar Petro’dan kaçarak Osmanlı’ya sığınan Ruslar yerleştirilmişti. Bugün de onlar vardır. Bunlar, Çar Petro’nun reformlarına karşı gelen, sakallarını kesmeyen ve ülkelerini terk eden Ruslardır.

Babadağ 16.yy tahrir defterlerinde 6 mahalle olarak yazılmış, 50 yıl sonra ise mahalle sayısı 18’e çıkmıştır. Evliya Çelebi’ye göre Babadağ, camileri, pazarları ve medreseleri olan bir yerleşim yeridir. 390 dükkânı vardı.

Babadağ 18.yy da Rusların işgaline uğrasa, yakılıp yıkılsa da kendini toplamış ancak 1800, 1850 ve 1877-78 yılları Rus işgalleri sonrasında bir daha kendini toplayamamıştır. Bugün de eski ihtişamından uzaktır.

Babadağ’n kuzeyinde Sakça-Tuna yolu üzerinde 1855 Rus saldırılarına karşı askerlerin fesleri ile oluşturduğu ve bugün dahi görülebilen Arap Tabyası yükseltisi görülebilir.

Babadağ bugün 10435 nüfuslu küçük bir kasabadır. Bu nüfusun 1155’i Türktür. Bunların büyük bir çoğunluğu ise kendilerini millet olarak tanımlayan Müslüman çingenelerdir. Tarihte Baba Şehri, Saru Saltuk, Babadağ olarak adlandırılmıştır. Kurucusu Saru Saltuk Baba’dır.

Kemal Karpat’ın çocukluğunda Babadağ’ın nüfusu 6-7 bin civarındadır. Babadağ, Karpat’ın kendi deyimiyle “bir dereceye kadar bugünkü tarihimizi tayin etmiş, ona istikamet vermiş yerlerdir buralar”.

Babadağ’a Köstence istikametinden gelirken 10 km kala başlayan Babadağ Orman Tabiat Koruma Alanı sağ tarafta kalır. Sol tarafı da ormandır. Bu alanda oteller vardır. 40 km² lik bu orman alanı Türkler için önemli bir kült olan orman kültünü de besler.

Babadağ’a hemen girişteki ormanın eteklerindeki ilk tepe Köşk Kulak Tepesidir. Diğeri ise Koyun Baba Tepesidir. Komünizm idaresinde iki tepenin ortasına Babadağ okul kampı kurulmuştur. Bugün de heykel çalışmalarının parçaları görülür.

Köstence’den Babadağ’a girerken başlayan Tabana Çayı da Babadağ kasabasından geçerek Babadağ’ın kuzey doğusunda yer alan Babadağ Gölü’ne dökülür.

Babadağ kasabasından Köstence-Tulça karayolu ve demiryolu geçer. Güneybatı-kuzeydoğu istikametindeki 5 km karayolunun iki yanına kasaba yerleşmiştir. Kasabanın derinliği ise 3 km’dir. Buğday silosu, küçük sanayisi olan kasabada bir rüzgâr enerjisi kulesi ile güneş enerjisi ile elektrik üreten levhalar kuzeyde yer alır.

Babadağ’da 50-60 Oğuz Türkü vardır. Babadağlı Türkler Türkiye’ye göç etmişlerdir. Kalanlarda zamanla iç göçlerle Tulça ve daha çok Köstence’ye göç etmişlerdir. Mal ve mülkleri sanki yağmalanmıştır. Kendileri de yok parasına satmışlardır.

Kendisi de bir Babadağlı olan Fuat Hasan, Köstence’den Babadağ’a girişte Gazi Ali Paşa Camisine 200 metre mesafede yer alan iki dönümlük baba mülkü arsayı yok pahasına Yunanistan’da çalışan bir Romen’e kız kardeşlerinin de isteği üzerine sattığını, o anda bir aydaki enflasyonla Köstence’nin kenar mahallesinde ancak bir ev alabildiklerini ifade ediyordu. Zaten o satış koca çınarın da kökünden koparılmasıydı ve hızla kurumaya, solmaya başladı. Bugün kocaman bir binanın yer aldığı bina el değiştirmiş. Milletten bir Müslüman’a geçmiş. Türkiyeli imamın verdiği Türk bayrağı ve Osmanlı arması Türkiye’den gelenlerin geçtiği yol güzergâhındaki evin balkonunda asılı duruyor.

 

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 Yorum

Henüz yorum yok.

Henüz yorum yapılmamış. Yorum Yap!