Dr. Sadık Ahmet ve Batı Trakya’da Türk Kimliği

Ağustos 12, 2018 0 Yorum Analizler , Balkanlar 571 Görüntülenme
Dr. Sadık Ahmet ve Batı Trakya’da Türk Kimliği

 “Ey Batı Trakyalı asil Türk çocuğu ne mutlu sana. Bu ne ulvi şereftir gömülmek ecdat toprağına”.

 Dörtnala giderken ölüme, eğilmek bükülmek peki niye? Dr. Sadık Ahmet’in mezarı başında toplanmak veya mezarı başından sıvışmak arasındaki fark pek basittir. Mezarının başı akdin tekrarıdır. Kendisinin de ifade ettiği gibi esaret zincirinin kırılması gerektiğini Lozan Antlaşmasının her maddesinden kırpılan hakların tekrar alınması için verilecek mücadele akdinin tekrarıdır.

26 Eylül 1371 Çirmen Zaferi ile Osmanlı coğrafyasına katılan ve daha önce de Türk vatanı olan Batı Trakya, Mayıs 1920 yılında masa başı oyunları ve oylamaları ile koparılmıştır.

Nerede olursa olsun, Batı Trakya Türk varlığının inkârcılarının kabullenemedikleri 1928 yılında kurulan Gümülcine Türk Birliği, 1936 yılında kurulan Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği, yine aynı yıl içinde İskeçe’de kurulu olan Türk derneklerinin bir araya gelerek kurdukları “İskeçe Türk Birliği”dir.

Bunlardan İskeçe Türk Birliği’nin temeli, 1920’li yıllarda Batı Trakya’da tütün üretiminin yaygınlaşması ve bölgenin göç alması ile Türk Toplum önderlerinin “para, yabancılar ve eğlencenin” etkisinde kalabileceklerini düşündükleri gençliği koruma içgüdüsü ile 1927 yılı Temmuz ayında İskeçe Bidayet (Asliye) Mahkemesi tarafından da onaylanan “İskeçe Türk Gençler Yurdu”na dayanır. Dernek tüzüğünün birinci maddesi “Derneğin adı: İskeçe Türk Gençler Yurdu’dur.” İskeçe Türk Gençler Yurdu’ndan ayrılarak 11 Mayıs 1930 tarihinde kurulan derneğin adı da “Türk Ocağı”dır. Sonra ikiliği son vermek üzere bu iki dernek birleştirilmiştir. 17 Kasım 1936 yılında İskeçe Asliye Mahkemesi tarafından 122 sayılı kararla “İskeçe Türk Birliği”nin kuruluşu onanmıştır.

Yunanistan’daki askeri diktatörlük döneminde (1967-1974) Türk kimliğinin inkârı ve “Müslüman” kimliğinin öne çıkarılması başlamıştır. 1980’li yılların “demokratik dönemde” Yunanistan’da Türk kelimesi tamamen yasaklandı. Yunan idaresi artık Türkleri “Müslüman Yunan” olarak görmek istiyordu. Devamında Bulgaristan’ın geçtiği yoldan geçmeyi tercih etmiş Müslüman Yunan kimliklerinden sıyrılarak “öze dönüş” yapmaları “Ortodoks Yunan” olmaları istenmiştir. Türk kimliğine karşı çıkışın temelinde bu vardır.

Aynı İskeçe Asliye Mahkemesi 1986 yılında “tüzüğünün kamu politikasına aykırı olduğunu” söyleyerek İskeçe Türk Birliği’ni kapattı. Temyiz Mahkemesi de 2002 tarihinde “Lozan Antlaşması’nda Müslüman Azınlık ifadesi geçtiği” gerekçesi ile kararı onadı. Karar, 1959 yılında Avrupa Konseyi’nin bir organı olarak kurulan ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini kararlarına dayanak yapan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne götürüldü.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi, Batı Trakya’da Türk Azınlığın kurmuş olduğu derneklerde “Türk” kelimesine engel çıkardığı için “örgütlenme özgürlüğü” ve “makul bir süre içinde adil yargılanma hakkı” maddelerini ihlalden Yunanistan’ı mahkûm etti.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Yunan makamlarınca mesnetsiz kapatılan “Türk” derneklerinin yeniden açılması yönünde aldığı kararın uygulanması yönünde yapılacak olan iç hukuk düzenlemelerine siyasi partilerin gösterdiği tepki üzerine 19 Eylül 2017 tarihinde Adalet Bakanlığı düzenlemeyi geri çekti ve yeniden düzenlendi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararının uygulanması durumunda İskeçe Türk Birliği, Rodop İli Türk Kadınları Kültür Derneği ve Evros Azınlık Gençleri Kültür Derneği isimlerinin onaylanması söz konusu olacaktı.

Yunanistan yönetimi, Evros Azınlık Gençleri Kültür Derneği’ni ise kuruluş gerekçesinde yer alan gençlere Türk azınlığın geleneklerinin öğretilmesi, dernek üyeleri arasında ilişkilerin geliştirilmesi, Türk ve Yunan halkları arasında dostluk, insan hakları ile demokrasinin geliştirilmesine katkıda bulunmak” gibi hedefler dolayısıyla karşı çıkıyor. Yunan mahkemesi, gerekçe olarak da Derneğin adının “kafa karıştırıcı olduğuna” ve “sanki başka bir ülkenin vatandaşlarının Yunanistan’da ikamet ediyor düşüncesi verdiğine; bu derneğin Müslüman azınlığın çıkarlarını korumayı hedeflemediğini” ileri sürdü.

Batı Trakya Türkleri yanı sıra Makedon azınlığı da etkileyecek olan değişiklikle “milli güvenlik”, “kamu güvenliği”, ve “üçüncü şahısların özgürlüğü” konularında kısıtlamaya gidilmesi planlandı. Burada açıkça hedef “Türk” isminin kullanılmasının yasaklanmasına gerekçe hazırlamaktı.

AİHM’nin Türk Azınlığın lehinde kararlarına rağmen Yunanistan kararları uygulamadı. İskeçe Türk Birliği’nin Mahkemeye karar düzeltme başvurusu reddedildi.

Rodop-Meriç İlleri SÖPA Mezunu Öğretmenler Derneği 18 Kasım 2017 tarihinde Gümülcine şehrinde yıllık olağan genel kurul toplantısını gerçekleştirdi. Bu toplantıda isim değişikliğine gitme kararı aldı ve ismini Rodop-Evros İlleri Azınlık Okulları Türkçe Müfredatı Öğretmenleri Derneği” yapmak istedi. Mahkeme kabul etmedi.

Yunanistan’ın Türk Azınlığının Türk kelimesini kullanmasına izin vermez iken Rodos ve İstanköy Türklerini duymak bile istemiyor.

Buradan hareketle Batı Trakya Türk varlığına yönelik Dr. Sadık Ahmet’in haykırışına tekrar dönelim. Batı Trakya’da yaşamakta olanların ana dilleri, gelenek ve görenekleri, din ve kültürleri Türk olduklarının inkârı mümkün olmayan şekilde Türk olduklarını göstermekte. Her ne kadar Yunan makamları inkâr ile “Yunan Müslümanı” olarak kabul gayretleri arkasından “zamanla zorla Müslümanlaştırılan Yunanlılara” kadar gideceğinden kimsenin endişesi olmasın. Biz buna “Balkan Hastalığı” diyoruz. İnsanları olduğu ve kendilerini ifade ettikleri şekilde kabul yerine “arzular ve beklentiler” üzerine kabul etme hastalığıdır. Bu hastalığa kapılanların tedavisi uzun sürüyor. Ama mümkün. Uzun süre sabırla bıkmadan ve korkmadan çalışmaktan geçiyor.

Mustafa Kemal, Ruşen Eşref’e 1918 Mayıs’ında verdiği mülakat sonrasında imzaladığı fotoğraf üzerine düştüğü not önemlidir. Mondoros Mütarekesine kısa süre kala yazılan bu yazı Batı Trakya Türkleri için de iyi bir yol göstericidir. ”Her şeye rağmen, muhakkak bir nura doğru yürümekteyiz. Bende bu imanı yaşatan kuvvet, yalnız aziz memleket ve milletim hakkındaki sonsuz sevgim değil, bugünün karanlıkları, ahlaksızlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf vatan hakikat aşkıyla ışık  serpmeye ve aramaya çalışan bir gençlik görmemdir.

 

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 Yorum

Henüz yorum yok.

Henüz yorum yapılmamış. Yorum Yap!