Etiket sevdalılığı Türkiye’ye değer kaybettiriyor-Neye göre değer verilir?

Mart 14, 2019 0 Yorum Analizler 59 Görüntülenme
Etiket sevdalılığı Türkiye’ye değer kaybettiriyor-Neye göre değer verilir?

“İnsan beyni karşılaştırma metodu ile çalışır”. Bu fikri bir az açalım.

İnsan beyni, her saniyede 24-30 karelik görüntüyü algılama ve depolama donanımındadır. Bu da insana, doğumundan ölümüne kadar gördüğü her bir görüntüyü en ince detayına kadar serebral kortekste (bilinçte) biriktirme, analiz etme, geliştirme ve üretim kaynağı olarak kullanma imkanını tanımaktadır. Etrafımızda olan canlı veya cansız nesnelerin çok çeşitliliği beynimizi karıştırmaktadır.

Beyin, bu karmaşıklığı çözmek amacıyla bir takım değerleri var ederek nesneler arasında kıyaslama/karşılaştırma yöntemini geliştirdi. İnsanın gelişmesi ile birlikte  değerler de zamanla değişikliğe uğradı. 200 bin yıldan fazla bilgi birikimi olan insan, acaba doğru değerler üzerinden kıyaslama/karşılaştırma yapıyor mu? Coğrafi şartlar, etnik köken, dini inanç, devlet geleneği, dil kültürü, aydın düşünceler, politikalar vb. değerleri oluşturmaktadırlar. Dünya, değerler bakımından temel olan iki yere, doğu ve batıya ayrılmıştır. Aynı türden olan insan, bir konuda birden fazla değerler üzerinden değerlendirme yapmaktadır. Yapılan her değerlendirme istenilen sonuca ulaşmak içindir.

Alışılmış değerler doğru değerlerle çatışıyor

“Alışkanlık tembelliğin bir alt dalıdır”. Aynı zamanda insanın bir imtahanıdır. Alışılmış değerler kimlik kirliliğidir. Toplumumuzda alışılmış değerler alışkanlık halini hala sürdürmektedir.  Türkiye’de insana değer konusu çok vahim durumdadır. Kurtuluş Savaşı ile varlık mücadelesi veren bu necip millet, insani değerleri gün geçtikçe ucuzlaştırarak geleceğini tehlike altına almaktadır.

İnsanların, önemli konuların zorluğundan kaçarak basit konuları seçmesi değerlerin de ucuzlaşmasına etki etmektedir.  İnsanların giyim kuşamları, konuşmada kullandıkları yabancı kelimelerin çokluğu, soydan gelen varlıkları vs. kişinin gerçek yeteneğinin üzerini kapayarak, yanlış değerlendirmeğe ve büyük bir ayrımcılığa sebep olmaktadır. Bu da toplumun üst tabakasını daima üstünlüğünü korumaya, alt tabakayı ise bariyerleri aşmaya mecbur bırakmaktadır.

Etiketli A sınıf

Devlet, bir çeşit ilişkileri organize eden organizatördür. Halkın tümünün refahının yükselmesi için çalışmalıdır. Aksi taktirde toplumda bölünme olacaktır. Eğer devlet, halkına bireyleri doğru değerler üzerinde değerlendirme eğitimi vermezse, hak sahibi olan kişiler haklarını alamazlar ve bu da bireylerin yaşam motivasyonunu, çevre hassaslığını, sorumluğunu azaltır ve çevreye karşı nefretini, umutsuzluğunu ve göç etme isteğini artırır. Bunun bariz örneğini günlük yaşamımızda görülmektedir.

İki aynı donanıma sahip kişi üzerinden örnekleme yapalım. Yurtdışı üniversitede eğitim almış kişi ile yerli üniversitede eğitim alan kişi arasında büyük bir etiket ayrımcılığı vardır. Bir taraf elinden olan imkanlarla yurtdışına çıkabilmekte diğer taraf ise elindeki imkan eksikliğinden veya tercihen yerli üniversitelerde eğitim almaktadır. Her iki kişi aynı iş yeri pozisyonu için başvurursa muhtemelen yurtdışında eğitim almış kişi tercih edilecektir. Yurtiçi üniversitelerde eğitim almış bireyin eğitim hayatında kazandığı tecrübe ve başarılarına bakılmayacaktır.

İşverenlerin bu davranışı etikete inanarak gerçek değeri kaybetmeleri ile sonuçlanmaktadır. Görünüyor ki, atalarımızın “işi ehline ver” öğüdü çoktan unutulmuştur.

Başarıya ulaşmak için bilerek koyulan mantıksız bariyerleri aşmak insanın zamanını çalıyor. İnsan kendini geliştirmeye başladığı andan itibaren kendini etiket bariyerinin önünde buluyor. Ortalama 70 yıl yaşam süren insan, bu bariyerleri aşma yolunda ömrünü  tüketiyor ve sınırlarını aşamamakta C sınıfında kalıyor.

Türkiye her yıl etiket yüzünden binlerce vatandaşını manen ve fiilen kaybediyor.

 

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 Yorum

Henüz yorum yok.

Henüz yorum yapılmamış. Yorum Yap!