Gagauzların Kayıp Olmakta Olan Dilinin ve Kültür Adetlerinin Moldova’da Korunması

Temmuz 12, 2018 0 Yorum Analizler , Balkanlar , Kitap 182 Görüntülenme
Gagauzların Kayıp Olmakta Olan Dilinin ve Kültür Adetlerinin Moldova’da Korunması

 Gagauzluk Cümne Birliin Başı Akademik hem poet Todur ZANET’e teşekkür ederim.

Elimizde Todur Zanet’in hazırladığı “Gagauzluk Cümne Birlii” tarafından Kişinev’de yayımlanan üç kalın ciltlik değerli bir çalışma var. Yakinen tanıdığım değerli insan Todur Zanet. Her ülkede yer alan “mahallenin delisi” olarak karşılıksız milletine bağlı ve ona hizmeti hayatının bir parçası eden vatan sevdalısı bir isim. Gagauzya’da görev aldığı, bir koltuk sahibi olduğu zaman bulunan, olmadığı zaman başkent kulislerinde otel lobilerinde fotoğraf çektirme gayretine giren bir adam değil. Kavgalıysanız, kavganızda haklı olduğunuza inanıyorsanız ve hiçbir menfaat düşünmeden bu kavgayı veriyorsanız “iyi bir kötü adamsınız”. Hele elinizde “kaleminiz (çomağınız) varsa” ve onu vatan toprağında “ekmeden harman edenlerin” gözüne sokuyorsanız “çok iyi bir kötü adamsınız”. Bugünlerde altı onluk oldu. Altmış yaşında ne verebilirse verebilmek için gayret ediyor. Keşke biz de ne alabilirsek alabilsek gayretinde olabilsek.

Yapmak kadar yazmanın da önemli olduğunu yıllarca tarihçiler ifade ederler. Türklerin yazmada beceriksizliklerini söylerler. Urumelinde bir avuç mücadele insanı bunu tersine çevirmeye çalışıyor. “Destek şöyle dursun köstek olmayın diyerek” yollarına devam ediyorlar. Çimento, demir ve kum kullanmadan da bir şeyler üretilebileceğini, bu ürettiklerinin Gagauz toplumunun gelişmesine büyük katkıda bulunduğunu, anahtar teslimi “başkalarının kontrolüne geçen ve akıbetinin ne olacağı malum yatırımlardan” uzak bir şeylerin de yapılabileceğini gösteriyorlar. Memleketlerine Türkiye’den TIRlarla odun taşınmasını anlamıyorlar.

“Çok iyi bir kötü adam” olan Todur Zanet’in Gagauzların “Kayıp Olmakta Olan Dilinin ve Kültür Adetlerinin Moldova’da Korunması” çalışması, Gagauzlar için başucu kitabı. Benim için de. Her ne kadar Amerikan Elçileri ve keşişleri kadar Gagauzca’ya hâkim olmasam da anlayabiliyorum.

Bu çalışma Moldova’daki ABD Büyükelçiliği’nin desteği ile hazırlanmış. Burada herkes “ABD” kelimesini sorgulayabilir. Üç sayfalık broşürlere hangi saiklerle destek olunduğu belli iken onun yerinde olması istenen kelimenin neden olamadığı sorgulansa daha isabetli olur.

Gagauz okullarına dağıtılabildiği kadar dağıtılan, 1 yıl 15 günde tamamlanan ve üç yüz kişinin emeği olan çalışma Todur Zanet başkanlığında on sekiz kişilik bir ekip tarafından hazırlanmış. Bu çalışmalar aynı zamanda Türkiye Türkleri için de Türkçenin kaynaklarına ulaşmada örnek alınabilecek bir çalışma.

577 sayfalık 1. Cilt Gagauz Halk Masallarını ele almış. 44 masal bulunuyor. Dört dilde masallar yazılmış. Gagauzca, İngilizce, Romence (Moldovanca), Rusça. Hepsinin içinde tutarlığı var. Gagauzca: Türk çocuğu ana dilini bilmeli, öğrenmeli ve okumalı. İngilizce: Masallarımız dünya diline kazandırılmalı. Ülke dilimize masallarımız kazandırılmalı. Rusça: Maalesef çocuklarımız Rusça biliyor!

Gagauzlar arasında Türklük mücadelesinin mimarlarından Mete Savaşan’ın (Dimitri Savastin) oğlu Sergey Savastin’in resimleri ile kitap süslenmiş. Mete Savaşan’ın “Gök Sallangacı” ve “Köroğlu” isimli resimleri de sanatçımıza saygı olarak kapaklarda yer almış. Açıklama sözünde “sıradan insanların kösteklemelerine rağmen devlet adamları destek oldu” ifadesi maalesef tüccarların eline bırakılan Gagauzyamızın ve Gagauzlarımızın hali pür melalidir.

Masalların hepsi derleme. Kongaz, Eni Ütülü, Kıpçak, Kiriyet, Beşelma, Avdarma, Kubey, Kazayak, Dizgince, Çok Meydan, Satılık Hacı (Aleksandrovka), Ütülü, Kurtçu, köylerinden Gagauz Yeri dışında Ukrayna Gagauzlarının yaşadığı yerden de derleme yapılmış. Eksiği de var tabi. Romanya, Bulgaristan, Yunanistan ve Türkiye’de yaşayan Gagauzlardan da masallar derlenebilirdi. Tepegöz gibi tüm Türk dünyasının ortak masalları yanı sıra ilk defa duyduğum Dimitraş-Pıtıraş masalı gibi anlatımlar da var.

İkinci cilt 643 sayfalık Gagauz türküleri, söyleyişleri (atasözü), bilmecelerini ele almış. Türküleri, sıradan türküler, balladalar, din türküleri (ilahiler), düünnen hem evlenmeklen (düğün ve evlenmekle) ilgili türküler, ölümnen (ölümle) ilgili türküler, üüsüz (öksüz) türküleri, asker hem cenk (asker ve savaş) türküleri, kolhoz vakıdı (Sovyet dönemi) türküleri, alegoriya (simgesel) türküleri, maani (mani)olarak ele almış. Doksan dokuz türkü var. Türküler kimin ne olduğun, nerede olduğunu, nerede durduğunu en güzel anlatır. Şıpka Muharebesine Bulgarlar tarafından zorla toplanan Gagauzların isyanını;

“Bulgar bizden büün asker alacak,

Alacak da Şipka balkanına (dağına) yollayacak,

Arkamızdan çok anneler aylayacak,

Boün Varnalıların başı belalı var.

Çorbacılar “Askersiniz!” dediler,

Varnamızı bulgara verdiler,

Varnalılar askerliini yapmaz,

Bulgarlara hiç teslim olmaz.”

Birkaç da atasözü;

Aacı kurtlar içinden iyer.

Beygirda dört ayak, ama o da kösteklener.

Büük buka dala, ama büük laf söleme,

Bobasız evde, uşaklar sokakta.

Üçüncü cilt 642 sayfalık. Gagauz yortuları, adetleri, sıralarını inceliyor. Bu cilt Monika Babuk’un “Gagauzların kültür varlığının değeri ve geleceğe aktarılması” ön yazısı ile sunulmuş.

Cildin başında Gagauzların dünyada yazı kullanan bir Oğuz Türkü bir halk olduğu vurgulanmış. Hıdırellez yortusu gibi Türk dünyasında genel kabul gören şenlikler yanı sıra Türkiye’de eksikliği hissedilen canavar yortusu gibi yortular da ele alınmış. Ayrıca Ortodoks dünyasının anmaları da ayrı ayrı ele alınmış. Son bölümde bir dilin gelişmişliğinin en güzel göstergesi olan insan vücudundaki organların adları, kimi ev işlerinin Gagauzca adları, Gagauz evleri gibi bölümlerde yer almış.

Esasında bu çalışmanın telif hakkını da konuşarak bunların televizyon, radyo ve sosyal medyada yayınlanacak şekilde değerlendirilebileceğini düşünüyorum. Sonuç olarak, iş, iş üretmez ise iş olmaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 Yorum

Henüz yorum yok.

Henüz yorum yapılmamış. Yorum Yap!