Hakikatin Öte Sesi Şiirde Hayatın Anlamını Bulmak

Mart 13, 2018 0 Yorum Kültür , Röportajlar , Türkiye 475 Görüntülenme
Hakikatin Öte Sesi Şiirde Hayatın Anlamını Bulmak

Ünlü şair, yazar Okan Alay’a yazmak ve edebiyat üzerine sorular sorduk. Alay, hayat tecrübelerini ve yazarlık deneyimlerini siz ORHA okuyucuları için anlattı.

Kamal İlhamoğlu: Okan bey, Farsça’ya özel bir ilginizin olduğunu biliyoruz isterseniz buradan başlayalım. Genellikle hangi dilleri biliyorsunuz? Farsça’ya ilginiz nasıl  başladı?

Okan Alay:  Türkçe, Farsça, Kürtçe, Ermenice biliyorum. Ben profesyonel edebiyat araştırmacısıyım. Aynı zamanda da şiirle, öyküyle, çevriyle uğraşan bir edebiyatçı  olduğum için Türkçe edebeyatın Orta Doğu’da Arapça’yla birlikte aynı zamanda Farsça’nın da bu coğrafyalardaki diğer irili ufaklı dillerin çok önemli bir geçmişi olduğuna inanıyorum.

Bazı şah eserleri insan öz yazıldığı dilde okumak ister. Örneğin Dostoyevski’yi Rusça okumak veya Şekspir`in soneleri İngilizce okumak bir avantajdır. Aynı şekilde Türkçe ve Arapça’nın veya Azerbaycan Türkçesiyle Kafkasya’daki diğer dillerin münasibeti birbiriyle çok fazla. Bu anlamda Farsça’nın Arapçayla bağlılığı çok fazla. Aynı zamanda da Türk edebiyatına çok önemli katkıları olduğu için hem de önemli Fars yazarlarını Hafız-ı Şirazi, Sadi-i Şirazi, Ömer Hayyam gibi klasikleri aynı zamanda çağdaş İran edebiyatı yazarlarından olan Sohrab Sepehri, Füruği-i Ferruhzad, Nima Yusiç eserlerini kendi yazdıkları dilde okumak istiyordum. Bu söylediklerimi toparlayacak olursak ister geçmişten günümüze, isterse de çağdaş dönemde Fars dilinin önemnini kavradığım ve edebiyat araştırmaları kapsamına girdiği için Farsca’ya ilgi duydum.

Kamal İlhamoğlu: Ermenice de biliyorsunuz? Türkçe’ye pek yakın olmayan bu dili  nasıl öğrendiniz?

Okan Alay: Türkiye’de bazı üniversitelerdeki bu bir elin beş parmağını geçmeyecek kadar azdır Keşke bakın keşke diyorum Türkiye’de de Ermeni dilini öğreten üniversitelerin, kurumların  sayı çoğalsa. Ermenilerle bizler Osmanlı döneminde aynı coğrafyalarda yaşamış halklarız. Aynı çatı altında yaşadığımız için de kültürlerimizin bir birinden etkilenmesi kaçınılmaz olmuştur.

İlginçtir ister bizde bazı halk müziğiyle ilgili deyişler veya Azerbaycan Türkçe’sinde o güzel halk ezgilerine dikkat etiğimizde veya Ermenice halk ezigilerine bakdığımızda bunların tını  bir birine çok yakın olduğunun şahidi oluyoruz.

Benim de çalışma alanlarımdan biri olan masallar, deyimler, kelimeler, kelimelerin kökenleri ve halk dansları olduğu için Ermeni diline ister istemez bir merak uyanmıştı.

Araştırmalarımda örneğin Bingöl, Elazığ, Van’a doğru Halay bölgesi dediğimiz yerlerdeki halk danslarına bakıyorum Ermeni halk danslarının kesiştiği noktaları görüyorum. Ve ya siz Azerbaycan Bakü müziğini alın sözlerini Türkçeleştirin Türk müziği dersiniz. Aynı şekilde Ermenistan  Erivan müziğini alın  Türkçeleştirin yine Türk müziği dersiniz.

Velhasılı kelam Ermenice’yi yaptığım çalışmalarımdan dolayı öğrendim. Öğrendim demekten kastım insan kendi dilini bile tamamıyla öğrenemiyor. Özellikle edebiyatla, yazıyla, sanatla uğraşıyorsanız kesinlikle bir dili ben tüm anlamıyla biliyorum diyemezsiniz. Ama bu konuda çalışmalarım devam ediyor. Hakkını vererek öğrenmeye de devam edeceğim.

Aslında bu bölgelerdeki dilleri bilmenin en büyük faydalarından biri mesela Ermeni edebiyatında Türkler ve ya Azerbaycan kültürü nasıl tasvir edilir bunları bilmek için, veriler elde etmek için Ermeni dilini bilmeliyiz.

Kamal İlhamoğlu: İlk kitap çalışmanızdan bahseder misiniz?

Okan Alay: İlk kitabım “Kültür Dünyamızda Bingöl” adlı çalışma olmuştur. Üniversite öğrenimim sırasında halkbilimi ve seminer çalışmaları derslerinde bazı araştırmalar yaparken, neden doğup büyüdüğüm memleketime dair bir çalışma yapmayayım diye düşündüm. Zira henüz lisedeyken Bingöl’le ilgili araştırmalara merak sardığımda yazılı kaynakların yok denecek kadar az olduğunu fark etmiştim. Bu içimde bir ukde olarak kalmıştı.

Üniversitede bölümümün de bana sunduğu imkânlar çerçevesinde kitap çalışmasına koyuldum. Böylece hem kendim şehrimi tanımış olacaktım hem de kendimce şehrimi benim gibi merak edenlere tanıtmış olacaktım. Yani ilk kitabımın kısa serüveni böyle oldu.

Kamal İlhamoğlu: Sizin için şiir mi, hikaye mi, öykü mü veya her hangi bir başka edebiyat türümü sorsak yalnış bir rota izlemiş olurmuyuz acaba?

Okan Alay: Bu soruyu her edebiyatçı farklı yorumlayabilir. Bizim için başta edebiyat gelir sonra türleri. Ama şahsım adına konuşacak olursam  şiir bambaşkadır. O nazenin sevgilidir, baş köşeye kurulur durur. Aşktır. Daha önceki şiir dinletilerimde ve söyleşilerimde de belirttiğim üzere, benimkisi: şiir yazmak mı, söylemek mi? Hayır, hayır… “Şiir yaşamaktır” benimkisi.

Gündelik yaşam içinde şiir bazen içimdeki suskunluk, bazen iş yerinde masa başında bir çay yudumlayış, bazen durakta otobüs beklerkenki bir gelgit hali, bazen dinlediğim bir şarkıdaki ezgi, bazen hiç tanımadığım ama yanı başımdan geçen bir insanın yüzündeki tebessümdür. Bazen bizatihi dilimden dökülen dizelerin kendisidir şiir. Hakikatin öte sesi…

Şiir, ilk kitabımın adıyla dersem; “Suyun Gölgeye Karıştığı”dır. Hayatın iç sesi, hikmet,

erdemlilik, aşktır şiir.

Kamal İlhamoğlu: Bir söyleşinizde yazmak idealim iz bırakmaktır demişsiniz. Yani?

Okan Alay: Evet Yazarlık idealim; zaman ve zeminin değişkenliğine rağmen eskimeyen, nitelikli bir ses-iz bırakmak. Yerelden evrensel değerlere varabilmek. Şu gök kubbe altında bir güzel seda bırakmak yarına, gelecekteki insanlara demiştim.

Yazmakta kastım ortaya eser çıkarmak. Kalıcı eser bırakmak. Ben edebiyat adamı olduğum için buna yazarlık idealizmi diyorum. Başka bir alanda çalışan bilim insanları kendi alanlarında yaptıkları çalışmalarla yapabilirler bunu. Önemli olan başta da dediğim gibi yerelden evrensel değerlere varabilmek, insanlığa hizmet etmektir.

Okan Alay Kimdir?

1975’te Bingöl’de doğan Okan Akay, 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Yüksek Lisans eğitimini Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Edebiyatı Bölümü’nde “Bingöl Masalları (İnceleme-metin)” ve doktora tezini ise “Türk Saz Şiirinde Yergi, İroni ve Mizah”  adlı teziyle tamamladı.

Beşparmak Dergisi 9. Şiir Ödülü’nde ikincilik ödülünü aldı (2004); Arkadaş Z. Özger 2004 Şiir Ödülü ve Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri 2005’te ise “Dikkate Değer” görüldü.

Öykü ve yazıları Varlık, Hayal, Hece Öykü, Yedi İklim, Mühür, Temrin, Lamure, gibi dergilerde yayımlandı. Türkçe, Farsça ve Kürtçe çeviriler yaptı.

Hacettepe Üniversitesi’nde doktor öğretim görevlisi olarak çalışan yazar, Ankara’da yaşamaktadır. Evli ve üç çocuk babasıdır.

Kitapları:

Kültür Dünyamızda Bingöl, Araştırma-İnceleme, 1996, Meg Yayınları

Suyun Gölgeye Karıştığı, Şiir, 1. Baskı, 2005, Yom Yayınları

Kültür Dünyamızda Bingöl II, Araştırma-İnceleme, 2006, Üniversite Yayınları

Yanılgılar Evi, Şiir, 2010, Yasakmeyve Yayınları

Suyun Gölgeye Karıştığı, Şiir, 2. Baskı, 2014, Hel Yayınları

İçimdeki Uzak, öykü, 2015, Hel Yayınları

 

Devamı gelecek hafta…..

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 Yorum

Henüz yorum yok.

Henüz yorum yapılmamış. Yorum Yap!