İnançlarla Zıtlaşılmaz!

Ekim 21, 2020 0 Yorum Analizler , Balkanlar 40 Görüntülenme
İnançlarla Zıtlaşılmaz!

İnançlarla zıtlaşılmaz. İnanmak veya inanmamak en doğal insan hakkıdır. Devlet sistemi içerisinde örgütlenme, başkasına dayatma yapmadıktan sonra inançlara saygı duyulmalıdır. Hele uluslararası anlaşmalarda bu garanti altına alınmışsa.

Devletler anlaşmalarını uygulamaktan imtina etmesi aynı hakkı karşı tarafa da verir ki zamanla anlaşmazlık ve toplum hayatını anarşiye döndürür.

Yunanistan daha önceki yazılarımda da ifade etmiştim anlaşmaları salam dilimi halinde yok etme gayretini hiç bırakmamıştır. Bunlardan biri de Batı Trakya Müftülük müessesini dilimleme ve yok etme gayretidir. Bu çerçevede birer azınlık okulları olan medreselerin Ortodoks Kilisesi okulları gibi değerlendirme gayreti de bunun sonucudur. Öncelikle işlevsel olarak yok edilen Dimetoka Müftülüğü sonrasında İskeçe ve Gümülcine müftülerini de atama ile belirleme dayatmasına devam etmekte.

Batı Trakya göçmenleri Türkiye siyaseti ve yönetiminde etkindir. Bu gelişmeler karşısında siyasileri ile siyasete hazırlananları ile ve çok eski kuruluşlar olan dernekleri ile duruşlarını göstermeliler. Türkiye’de değil elbette. Yunanistan başta olmak üzere bulundukları veya daha önce bulundukları, eğitim aldıkları Avrupa’da, İslam ülkelerinde, Rusya ve Türkistan coğrafyasında seslerini duymak istiyoruz. Mesela kardeş belediyeler, diyanet ve bakanlıkların mübadillerinden Batı Trakya’daki dayatmaya karşı seslerini duymak istiyoruz.

Kendisi tecrübeli ve yaptığı işte ülkesinin menfaatleri doğrultusunda hareket eden, liyakatli Yunanistan Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Genel Sekreteri Yorgos Kalancis bundan bir yıl önce Türkiye’de “Yunanistan’la her şey halledildi, bugüne kadar hiç bir şey yapılmamış, müftülük meselesi halledildi” sözlerini “müftülerin belirlenmesi konusunda seçim yapılmayacak şeklinde ifade etti!

Kendisine kızabiliriz, haydut diyebiliriz, diktatör diyebiliriz. Diplomatik yollardan ifade edersek “bu yapılan 24 Temmuz 1923 tarihli İkinci Lozan’a aykırıdır (18 Ekim 1912 tarihli Lozan-Uşi Anlaşması değil). İnsan Haklarına aykırıdır. Avrupa değerleri çiğnenmektedir” diye de yorumlayabiliriz.

Bu gerçekleri değiştirmiyor. O zaman gerçekleri tekrar değerlendirilmeliyiz.  Kendimize “Batı Trakya Müftülük Müessesesi ile ilgili yaşamak ve yaşatmak üzerine gönül seferberliği ilan etmemiz, bu yolda da gönül seferberliğine çıkmamız” gerekir.

Bu çok zor değil. Öncelikle Batı Trakya Başmüftüsü belirlenmelidir. Seçilenin aynı zamanda toplum önderi olduğu bilinmeli topluma bu açıdan saygı duyulmalıdır. Jakoben anlayışa son verilmelidir. Toplumda saygınlığı olan önderler, birbirlerine saygı duyan ve onlara Batı Trakya dışında da saygı duyulan önderler Türk Toplumunun geleceğidir.

Dilimlenmeye kalktığı zaman her yerden aynı tonda gelecek ses, topluma nefestir. Ayrıca toplumun seçtikleri dışında atama yapıp onlara saygı duyulmasını isterseniz “Atina”dan yapılan atamaya da saygı duyarsınız.

Haydi kalın sağlıcakla.

 

 

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 Yorum

Henüz yorum yok.

Henüz yorum yapılmamış. Yorum Yap!