Kazakistan’da 31 Mayıs siyasi baskı, açlık ve sürgün kurbanlarını anma günü

Mayıs 30, 2019 0 Yorum Türkistan 65 Görüntülenme
Kazakistan’da 31 Mayıs siyasi baskı, açlık ve sürgün kurbanlarını anma günü

1930’ların sonunda SSCB hükümeti, kitlesel baskı ve korkutma, kamplar ve cezaevlerinin hakim olduğu Stalinist sosyalizmi kurdu. Söz konusu dönemde Kazaklar siyasal baskı, sürgün ve yapay açlık geçirdi. Kazak aydınları sürgüne, baskıya ve şiddete, Kazak halkı ise açlığa maruz kaldı.

SSCB hükümetinin ülke aydınlarına karşı siyasi baskı ve sürgün politikaları  1928 yılından başladı ve 1937-1938 yıllarında hat safhaya ulaştı. Baskıcı eylem programının temeli, Stalin’in belirli “halk düşmanlarını” bularak sosyalist toplumu güçlendirme ilkesine dayanır.

“Milliyetçiler” ve “halk düşmanları”nı bulmak  Komünist Parti’nin her üyesinin borcu olduğu söylendi. Gazetelerde hükümete karşı yayınlanan  herhangi bir eleştiri sürgünle sonuçlanıyordu. Sonuç olarak, SSCB  İçişleri Halk Komiserliği 31 Temmuz 1937 tarihli emriyle bölgesel ve yerel “Üçlükler” kuruldu. Üçlükler İçişleri Halk Komiseri, Komünist Partinin bölgesel başkanları, bölgesel ve yerel savcıların üyelerinden oluştu. Üçlükler – idam etme, sürgün etme, 8-10 yıla kamplara sürme ya da hapis cezasına karar veriyorlardı.

Kazakistan’da 103 bin sürgün, 25 bin  idam

Kazak aydınlarının sürgüne, idama ve baskıya maruz kalması, 1925 yılında hükümet tarafından Kazakistan’a Goloşekin’in başkan olarak getirilmesiyle başlayacaktır. Kazakistan’ın sovyet rejimine daha uyum sağlayamadığını belirten Goloşekin, burada “küçük ekim devrimi” politikasının uygulanması gerektiğini öne sürdu. Söz konusu politikanın sonucunda Kazak aydınları ve Goloşekin’e karşı çıkan herkes hizmetinden men edildi, sürgüne uğradı veya idam cezasına kesildi. Siyasal baskı ve sürgün döneminde Kazakistan’da 103 bin kişi sürgün edilmiş, 25 bin kişi de ölüm cezasına çarptırılmıştır.

Siyasal baskı ve sürgün, 1928 yılında Alaş Orda hareketinin önderlerinin tutuklanmasıyla başladı. Alaş Orda hareketinin önderleri “Milliyetçilik” ile suçlandılar, ve önce sürgün daha sonra ise idam cezasına çarptırıldılar. 1937-1938 yılları arasında: Alihan Bökeyhan, Ahmet Baytursınulı, Cahanşa Dosmuhamedov, Temirbek Curgenov, Saken Seyfullin, İlyas Cansugurov, Beyimbet Maylin, Şahzoda Şonanovа, Mağcan Cumabay gibi Kazak halkının ileri görüşlü aydınları ölüm cezasına çarptırıldı.

Kazakistan – devasa bir sosyal deney alanı

Stalin’in kanlı “mekanizması” aydınların tamamen ortadan kaldırılmasını hedefliyordu. “Halk düşmanları”nın karıları, en az 5-8 yıl kamplara sürgün edildi, çocukları ise çalışma kamplarına, hapishanelere ve yetimhanelere gönderildi.

Stalinist sistemin dehşetinden söz ederken, tarihçiler, Kazakistan’ı “devasa sosyal deney”in yürütüldüğü bir atık depolama alanıyla karşılaştırırlar. Daha sonra Kazakistan “halkların dostluk laboratuvarı” olarak anılır.

Yukarıdaki kararları uygulamak ve totaliter rejimi güçlendirmek için özel bir ağ gerekecektir. Kazakistan’ın doğal ve coğrafi özelliği, bunun gibi ağları oluşturmaya uygundu. 1939’un sonunda Kazakistan’da 23 genel kamp, 11 hapishane bulunmaktaydı.

Bu bağlamda, Sovyet hükümeti neden binlerce masum insanı öldüren” kanlı bir katliama “ihtiyaç duydu?” sorusu ortaya çıkıyor. Kamplarda milyonlarca esir bulundurmak için devletin fazla parası mı vardı? Tabii ki hayır. Tutuklular, her şeyden önce, Sovyet ekonomisine az masrafla çok gelir sağlayan ucuz çalışma gücü oldu. Temel olarak, sürgün, büyük ölçekli endüstriyel projelerin çok kısa bir sürede uygulanmasını sağladığından dolayı sanayileşme politikasının etkili bir parçasıydı.

Örneğin, araştırmacı M. Abdukarimov sürgün ve baskı kurbanlarının ekonomiye sağladığı faydayı şöyle özetlemektedir: “GULAG (hükümetin cezai çalışma kampları sistemi), 20. yüzyılın ekonomik anlamda en etkili projesiydi. Ölüm tehlikesinden korkan esirler, normal şartlarda 10 yılı gerektiren projelerin 5-6 yıl içinde gerçekleşmesine imkan sağladı”.

Kazakları aydınlarından mahrum bırakan Stalinist baskının Kazak aydınlarını bu siyasi sürgünde kurşuna dizdiği  tarihsel gerçektir. Bu nedenle, siyasi sürgün üzerindeki konular geniş bir kapsamda araştırılması ve konuyla ilgili bilimsel çalışmaların yapılması gerekmektedir. Kazakistan Cumhuriyeti bağımsızlığını ilan ettikten sonra, 1997 yılında 31 Mayıs gününü Siyasi baskı ve sürgün kurbanlarını anma günü olarak ilan etti. Bu genç kuşaklara vatanseverlik duygusunu aşılamaya, Kazak ulusunun kederli tarihini hafızada canlandırıp yeni nesile aktarmaya yönelik bir adımdır.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 Yorum

Henüz yorum yok.

Henüz yorum yapılmamış. Yorum Yap!