Kıbrıs Havaları

Haziran 26, 2020 0 Yorum Analizler , Dünya 25 Görüntülenme
Kıbrıs Havaları

Kıbrıs’ı düşünmek, yazmak bir hazdır, mutluluktur.

Neden mi?

Çünkü muzaffer olduk bir Devlet kurduk.

Mutlu olmak için yetmez mi?

Hele bir de aklıma Mavi Köşkteki kışla gelirse peşine de adada görevli subaylarımızın günlük sohbetlerini yaptığı eli kanlı Paulo Paolides’in odası değmeyin keyfime…

Hemen bir Feslikan kokusu gelir burnuma.

Bu hatıraları canlandıran geçen hafta sonu ORHA yazarlarının düzenlediği uzaktan görüntülü toplantıydı.

Kendisi de Kıbrıslı olan Doç Dr. Elmaziye Temiz Töre konuştu.

Hanımefendi konuştukça Kıbrıs’ın tarih ve coğrafyasında hayallere daldım. Bu hayalin tarif edilmez bir tadı var çünkü içinde hissedilen bir aidiyet duygusu var.

İnsan pek tabii Truvalı Paris’in altın elma hikâyesinden de İskender’in Gavgamela’da Darius ile karşılaşmasından da heyecan duyar ama eğer kahramanları Toros ise Bozkurt ise ve onların hayatından bir kareye tanıklık etmiş isen duyduğun heyecan bir başka oluyor.

Toplantı sırasında dimağımda canlanan hatıralardan biri İngiliz yönetiminin işgalinde Denktaş’ın babasıyla beraber Türk konsolosluğunun önünde geçişiydi.Rauf Denktaş’ın babası beyefendi şapkasını çıkarır ve konsolosluktaki Türk sancağını selamlardı. İngiliz çaşıtları kendisinin bu davranışından kuşkulanmasın diye de mendiliyle başını silerdi.

Konsolosluk!

Bir yakınım Lozan’da Kıbrıs ile ilgili maddeleri sormuştu heyecan ile baktım öyle ya Genç Cumhuriyet belki bir şeyler eklemiştir. Bulamadım.

Öğrendim ki Lozan ile kaybettiğimizi kabul etmişiz. Üzüldüm ama gerçek zaten ortadaydı, Genç Cumhuriyette gerçekçiydi. Kâğıt üzerinde varlığını sürdüren Hasta Adam’ın gerçeği buydu adayı kaybetmişti artık hakikatlere ihtiyaç vardı. O yüzden kolları sıvadı ve Rauf Denktaş’ın babası Sancak hasretini gidersin diye adaya çıktı konsolosluk açtı.

Konsolosluk adadaki Türk hakikatinin sığınağı oldu. Dünya kamuoyunda bu hakikatinin temsilciliğini garantörlüğünü yaptı. Türkiye kamuoyunda oluşan Kıbrıs Davasına zemin hazırladı. Parola ortaya çıkmıştı bile “Ya Taksim Ya Ölüm”.

Denktaş Ankara’ya geldiğinde, İsmet İnönü Kıbrıs için bu bir nefes tutma yarışı demişti. Öylede oldu. Kanlı Noel’den Barış harekâtına kadar Kıbrıs Türk halkı nefesini tuttu. Bugün o nefesini tutanlar bir Cumhuriyete sahipler ve bağımsızlar.

Artık hakikati kabul etme sırası Kıbrıs’ı tek parça göstermeye çalışanlarda…

Düzenlenen toplantıda esen bu güzel Kıbrıs Havası için teşekkürler.

Not: Kıbrıslıların kimliklerinde doğum yeri Kıbrıs yazıyormuş üzüldüm. Bari Değirmenlik yazılsaydı.

 

Oğuzhan Uluyurt

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 Yorum

Henüz yorum yok.

Henüz yorum yapılmamış. Yorum Yap!