Kırım Tatar Milli Kurtuluş Hareketi-II

Şubat 10, 2020 0 Yorum Analizler 33 Görüntülenme
Kırım Tatar Milli Kurtuluş Hareketi-II

1921-22 yılları arasında açlık Kırım’da 100 000 cana mal olmuştur. 1928 yılına kadar nispeten daha serbest olan Kırım Türkleri bu yıldan sonra tekrar baskı altına girmişlerdir. İkinci Dünya Savaşı öncesinde baskı savaş sonrasında Almanların Kırım’ı işgalinde Kırım’da yaşayan soydaşların yardım ettiği bahane edilerek Kırım Tatar Türkleri, Kırım’da yok edilmek istenmiştir. “Sovyet ordusunun tekrar Kırım’a girmesini müteakip bir ay içerisinde 18 Mayıs 1944’de vuku bulan Kırım Tatarlarının topyekûn sürgünü” en acı gündü.

Vatana geri dönme hareketin başlangıcı olarak bu tarih alınır. 1956 yılına kadar Kırım Tatar Türkleri gözetim altında yaşamaya mecbur bırakılmıştır. Bu tarihte gözetim kalksa da Kırım’a dönüş uygun bulunmamıştır. Bu yıldan sonra örgütlenme çabaları başlamıştır. Sovyet makamlarına dilekçeler yazma, idam edilen ve hapse atılan soydaş aileleri için yardım toplanılmaya başlamıştır.

Kırım Tatarlarının sorunlarının dünya kamuoyuna taşınması

1965’den itibaren Sovyet idaresi içinde vatana dönüşün olabileceğini düşünen soydaşlar Kırım Tatar Milli Hareketi’nin ortaya çıkması ile daha farklı bir strateji ortaya koydular. Bunlar Sovyet rejimine karşı olan diğer milli hareketlerin bir araya gelmesi ile mücadelenin mümkün olacağına inanıyorlardı. Uluslararası medya kuruluşlarına ulaşan Kırım Tatarları meselelerini bu radyolara aktarıyor bunlarda tekrar geniş alanda Sovyetler’de yaşayan Kırımlılara ulaşıyordu. Kırım Tatarları batının ilgisini çekmeyi başardılar ve sorunlarını dünya kamuoyuna taşıdılar. Kırım Tatar Türklerinin mücadelesi “başkalarının ihlal edilen haklarına kayıtsız kalarak kendi hakların için ortaya çıkmak mümkün değildir” cümlesidir.

5 Eylül 1967 yılında çıkarılan SSCB Yüksek Sovyeti “Kırım’da yaşamış Tatar Milliyetinden Yurttaşlar” hakkında kararname ile Kırım Türkleri Sovyetlerin her yerinde yaşayabilecekleri ifade ediliyordu. Binlercesi hemen Kırım’a hareket ettiler. Fakat bu kararname “emperyalistlere” karşı bir propaganda kararnamesi idi. Kırımlı soydaşlar Kırım’a gelince ikamet ve çalışma izni alamadılar ve Kırım dışına çıkarıldılar. Kırım dışına çıkarılan soydaşlar Kırım’a yakın Ukrayna ve Rusya Federasyonu vilayetlerine yerleştiler.

Sovyet Yönetimi’nin Kırım Tatar Milli Hareketi’nin bölünmesi için üç ayrı grup oluşturduğu o günün görevlilerinden vicdanlıları tarafından daha sonra dile getirildi.

Kırım Tatar Milli Hareketi için Taşkent’te toplantı

1980’li yıllarda Sovyet Birliğinde başlayan yumuşamayla Kırım Tatar Türkleri, Özbekistan Taşkent’te 12 Nisan 1987 yılında Kırım Tatar Milli Hareketi’nin bütün unsurlarının bir araya geldiği bir toplantı yaptı. Bu toplantıda Kırımlı soydaşların talepleri dile getirildi. Mihail Gorbaçov’a ulaştırılan ve Kırım Tatar Türklerini temsil edecek on altı kişinin isminin belirtildiği bu yazının altında kırk bin imza vardı. Hiçbir geri dönüş olmadı. Kırım Tatarları bunun üzerine barışçıl eylemlere giriştiler. 6-23 Temmuz 1987 tarihlerinde Kızıl Meydanda gösterilerde bulunuldu. Dünya kamuoyunun ilgisi çekildi. Gösteriler milis kuvvetleri tarafından zor kullanılarak dağıtıldı.

Sovyet Yönetimi, 24 Temmuz 1987 de SSCB Yüksek Sovyet’i Başkanı Andrey Gromiko başkanlığında bir devlet komitesi oluşturdu. Bu komite 11 ay sonra Kırım’da Rus ve Ukraynalıların nüfuslarının daha fazla olması dolayısıyla Kırım Tatarlarının Kırım’a dönüşlerinin ve Kırım Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin yeniden kurulmasının mümkün olmadığını ifade etti. Bu rapor Kırım Tatarlarını daha da bir araya getirdi. Protestolar yapıldı.

Kırım Tatar Milli Hareketi Teşkilatı

Büyük mücadelelerle Kırım’a dönen soydaşların 1989’daki nüfusları kırk bini buldu. 29 Nisan-2 Mayıs 1989 tarihleri arasında Taşkent’te gerçekleştirilen Kırım Tatar Milli Hareketi beşinci toplantısında “ Kırım Tatar Milli Hareketi Teşkilatı”nın oluşturulması kararı alındı. Merkez Şura ve Başkanı bir yıllığına seçildi.  Bundan sonraki toplantıların da Kırım’da yapılması kararı alındı.

Kırım’a dönen Tatar Türklerinin karşılaştıkları en büyük mesele kendilerine konut tahsisinin olmamasıydı. Ruslara kolaylık sağlanıp teşvik edilirken Tatarlara zorluk çıkarılıyordu. Tatarlar boş arazileri işgal etmeye başladılar. Kırım Tatar Milli Hareketi Teşkilatı da bunu destekliyordu. Mücadelelerinden Tatarlar başarılı çıktı. İşgal edilmiş boş araziler “işgalcileri!” için ikamet adresi olarak kabul edildi.

1990’da Sovyet sisteminin çöküşünden endişe duyan Ruslar, Ukrayna’nın bir parçası olarak kabul edilen Kırım’ın tekrar Kırım Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti olarak kabul edilmesi için 20 Ocak 1991 de referandum yapılmasını organize ettiler.  Kırım Tatarları Rusların kalıcılığını ve Tatarların geleceğini sıkıntıya sokacağı düşüncesi ile bu referanduma katılmadılar. Sonucu belli olan bu referandumun amacı önce Muhtariyet sonra Rusya Federasyonu’na bağlanmaktı. Bunun Ukrayna tarafından kabul edilmeyeceğini düşünüyorlardı. Ama 12 Şubat 1991 yılında Ukrayna Parlamentosu Kırım referandum neticesini ve Kırım Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin kurulmasını kabul etti.

Kırım Tatarlarının temsilcileri Ukrayna meclisine alınmadılar.26 Haziran 1991 yılında demokratik seçimlerle seçilerek gelen Kırım Tatarlarının temsilcilerinin katılımı ile Kırım Tatar Milli Kurultayı toplandı. Kırım Tatar halkının iradesi hilafına Kırım’da teşkil edilen muhtar cumhuriyet kabul edilmedi. Kırım Halkının Milli Egemenlik Beyannamesi” kabul edildi.  Gizli oyla da Kırım Tatar Milli Meclisi teşkil edildi.

İşte öyle…

Kitapçık burada bitiyor.

Mustafa Abdülcemil KIRIMOĞLU şimdi Ukrayna Parlamentosu Milletvekili.

2014 yılında Ukrayna’da meydana gelen olaylar ve Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç’in ülkeden kaçması sonrasında “yeşil adamlar olarak da bilinen Rus yanlısı milisler gözetiminde Kırım’ın Rusya’ya bağlanması 16 Mart 2014 tarihinde oylandı ve kabul edildi. Kırım Tatar Milli Meclisi bunu kabul etmedi. 21 Mart 2014 tarihinde Putin Kırım ve Akyar’ın (Sivastopol) Rusya Federasyonuna bağlanmasını kabul etti. Türk Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu “ Türkiye Kırım’ın illegal işgalini kabul etmediğini ve kabul etmeyeceğini” ifade etmişti.

Bu gelişmeler sonrasında Mustafa Cemil Kırımoğlu ve bazı Kırımlı Tatar önderlerin Kırım’a girişleri yasaklandı. Rus mahkemesi de Kırım Tatar Milli Meclisi’ni aşırı örgüt olarak ilan etmiş ve faaliyetleri yasaklanmıştır.

Rus yanlısı Kırım Tatarları Bölgesel Milli Kültürel Özerklik Başkanı Ayvaz Umerov 03 Şubat 2020’de Kırım Tatarlarının durumunun Kiev’le değil Moskova’yla görüşülmesi gerektiğini ifade etmişti.

Umerov Suputnik’e verdiği demeçte “Kırım Cuma Camii’nin inşaatı devam ediyor, Kırım Tatarlarının en büyük tarihi miraslarından biri, Hansaray restore ediliyor. Kırım Tatar hanlarının türbesinin bulunduğu medrese 30 yıl sonra nihayet Kırım Cumhuriyeti liderinin iradeli kararı ile Kırım Müslümanlarının ruhani yönetimine iade edildi. Kırım Tatarlarının yoğun olarak ikamet ettiği yerlerde gaz, su ve elektrik şebekeleri döşeniyor, onlarca kreş ve okul inşa ediliyor. Kırım’da yaklaşık 350 cami, Kırım Müslümanlarının ruhani liderliğinin yasal ve ekonomik yönetimine yeniden teslim edildi” demişti.

İşte öyle…

Yılların yorgun savaşçısı ve mücadele eri Mustafa Cemil Kırımoğlu, “Kırım’ın geleceğini Kırım Tatar Milli Meclisi ile konuşmalısınız” derken sahibin sesi de “Kırım Tatarlarının durumunun Kiev’le değil Moskova’yla görüşülmesi gerektiğini” söyleyebilmekte.

Dün Ekaterina’ya inananların çocukları bugün bana inanacak değiller ya!

 

Önceki yazı:

Kırım Tatar Milli Kurtuluş Hareketi

 

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 Yorum

Henüz yorum yok.

Henüz yorum yapılmamış. Yorum Yap!