KKTC Yine Seçime Gitti

Ocak 9, 2018 0 Yorum Analizler , Bölgeler , Türkiye 795 Görüntülenme

KKTC’de erken seçim tarihi olarak 07.01.2018 daha önceden belirlenmişti. Neden erken seçim olduğuna dair bir çok tartışma olsa da gözüken tartışma tam olarak tabiri caizse “kahvehane tartışması” şeklindeydi.

Muhalefet partisi lideri Tufan Erhürman’ın şuan ki Başbakan ve de Ulusal Birlik Partisi Lideri Özgürgün’e “seçimden korkma, kendine güvenirsen seçime git” diye seslenmesi ile yine bir erken seçime gitmek zorunda kalındı. İşin ilginç tarafı aslında KKTC’ de sürekli seçim olmasıdır. Kısa vadeli hükümetler, sürekli kurulan koalisyon hükümetleri, bir seçim de birinci çıkan partinin öteki seçimde düşmesi, parti kazanırken parti liderinin kazanamaması vb… Birçok garip durup neticesinde mükemmel derecede garip bir istikrarsızlık söz konusudur.

Bu süreçte kurulan hükümetler iş yapmaya başlayana kadar ya yıkılıyor ya da pek iş yapmaya niyetleri olmadığı için sıkıştıklarında seçimi bir çıkış yolu olarak kullanıyorlar.
Diğer bir konu ise ilk defa KKTC’de Cumhuriyet Meclisi’nde oy çokluğuyla kabul edilen Seçim ve Halk oylaması Değişiklik Yasası ile KKTC’deki seçimlerde ilk kez çarşaf liste uygulandı. Seçmenler sadece bulundukları ilçede değil ülke genelindeki 400 kadar milletvekili adayı içerisinden 50 milletvekilini belirlemede etkili oldu. Milletvekilliği seçimine, 8 siyasi partiden 379 ve 9 da bağımsız olmak üzere toplam 388 aday katıldı.

Resmi olmayan sonuçlara göre Ulusal Birlik Partisi (UBP) oyların büyük bir çoğunluğunu alarak seçimden galip çıktı. YSK verilerine göre kurulan 719 sayının sonucunda toplam 5,360,149 geçerli oy kullanıldığı belirlendi. Nüfusu 2016’da 335 bin 455 olduğu açıklanan Kuzey Kıbrıs’ta seçmen sayısı 190 bin 551 olarak açıklanmıştı. Seçimlerde altı seçim bölgesinden milletvekili seçildi. Seçmenlerin dağılımına göre Lefkoşa’dan meclise girecek milletvekili sayısı 16 iken, bu rakam Gazimağusa’da 13, Girne’de 10, İskele’de 5, Güzelyurt’ta 4 ve Lefke’de 2 olarak belirlendi.

2017’de seçim sisteminde yapılan değişiklik ile ilk defa seçmenlerin ikamet bölgelerine bakılmaksızın her bölgeden aday için oy kullanabilmeleri olanağı getirildi. Oylar, “mühür”, “mühür ve tercih” veya “karma” olmak üzere üç şekilde verildi. Seçmenler herhangi bir partiye mühür kullanmaları durumunda sadece seçtikleri siyasi parti adayları içerisinden tercih yapabilirken, mühür kullanmamaları durumunda farklı siyasi partilerin adaylar ile bağımsız adaylar arasında da tercih yapabilirler.

Böyle karışık bir sistemde “nasıl oy veririm” diye düşünülürken siyasiler halkı partilerine mühür vurmaya yönlendirdi. Bunu söylerken söylemleri  şu şekilde veya benzeri şekilde oldu:
“- Karma zordur uğraşma hiç bas mührü.
-Karma yapma da bağımsız kazanamaz zaten.
-Mühür basarsan ülke kazanır.
-Mühür kolaydır, istediğine vur çık.” vb. şeklinde söylemlerle halkı karma oy kullanmaktan uzaklaştırıp, kendi partilerine oy çekme çabasına girdiler. Ve de bir nebze başarılı oldular. Çünkü 388 adaylı bir çarşaf listede istediğin minimum 24 kişiye oy vermek cidden zahmetli bir işti. Bugün 09.01.2018 tarihine gelmemize rağmen yani seçimin 3. Gününe girmemize rağmen resmi sonuçlar henüz açıklanamamıştır.
Bağımsız adaylardan olan Çetin Sadeli ise en çok oyu alarak seçim öncesinde kullandığı “Hep onlar yedi, şimdi biz yeyceyik! Gorkmaaa! Kır mührü, Çetin’e oy ver gibi” mizahi amaçlı söylemleri ile 3172 tercih alması da dikkat çeken diğer bir konuydu. Mizahi amaçlı bir sosyal medya ağı üzerinden seçmenlere ulaşan Çetin Sadeli bazı partilerden ve seçilen vekillerden bile daha çok oy aldığı söyleniyor.

Öteki garip bir konuda katılım oranıydı. 190 bin civarı seçmenden 126 bin civarı seçmen sandığa gitmiş. Yaklaşık yüzde 35-40 ‘lık bir seçmen sandığa gitmemiştir. Aslında bir parti kurup, sandığa gitselermiş birinci parti olabilirlermiş. Bunu biraz zamansız olan seçim tarihine ama en çok halkın bıkmışlığı diye yorumlayabiliriz. Çünkü KKTC’ de şuan en çok dillenen cümleler içerisinde ; “hangisi gelirse gelsin birşey fark etmez, kazanacak da nolacak?, Neden boşuna sandığa gideyim ne de olsa tekrar seçim olacak” gibi bıkmışlığı, umutsuzluğu ve de umursuzluğu göstermektedir bence.

Açıkcası bu cümleler genelde gençlerin dilindedir. Çünkü verilen vaatler ile yapılan işler arasında uçurumdan ziyade Beşparmak Dağları vardır. Ne yaparsak yapalım bu sistemde serçe parmak ile ba parmak birbirine kavuşmayacak gibi gözüküyor şimdilik.
Ulusal Birlik Partisi seçimlerden birinci parti olarak çıksa bile pek de kazandığı söylenemez aslında. Çünkü Demokrat Parti ile kurduğu bir önceki koalisyon hükümeti yıkıldı. Şuan DP’nin milletvekili sayısı tekrar koalisyon hükümetine yetmiyor. UBP’nin önünde 2+1 seçenek var bence.
1- UBP-YDP-DP koalisyon hükümeti: 21+3+2=26. En güçlü ihtimal olarak bu gözüküyor.
2- UBP-HP koalisyon hükümeti: 21+9=30. Bu hükümet daha uzun ömürlü olabilir aslında. Ama Halkın Partisi Lideri olan Kudret Özersay’ın seçim vaatleri arasında “tek başına iktidar ve asla koalisyon hükümeti kurmayacağı” şeklindeydi. Benim gönlümden geçen hükümet budur aslında. Çünkü 30 vekilli bir hükümet çok daha güçlü ve de daha uzun ömürlü olacaktır.
3- UBP-CTP koalisyon hükümeti: 21+12=33 olsa da-bence imkansız- bazı kesimlerin gönlünden geçen hükümet modelidir. Birbirine yolsuzluk suçlamalarında bulunan ve görüşlerinin hiç ortak noktası yokmuş gibi hareket eden bu partilerin hükümet  kurabileceklerini sanmıyorum.

Bu seçim sonuçları günlük siyasi tartışmaların dışında, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’ta uygulanan başkanlık sisteminin de gündeme gelmesini sağladı. Hükümet kurma sorununun uzaması durumunda başkanlık sistemi tartışması daha da fazla gündeme gelecektir.
En genel tabirle aslında işin özeti şu şekildedir:
Sürekli olan seçimler, değişmeyen düzen, değişen bazı isimler, tanıdık yüzler ve siyasetçilik oyunu, yeni sistem arayışlarını da gündeme getirmektedir.
Bu erken seçimin özeti ise şu şekilde açıklanabilir:
UBP birinci parti çıkarken ki izlediği sadakat ve köke bağımlılık sayesinde kazandı. Tanınmış simalarından vazgeçmeyen UBP aralara da yeni yüzler eklemeyi unutmadı. Küçük adamızdaki tanınmışlığı ve köklü ailelerin partiye olan bağlılığı ile seçimi kazanan UBP, yeni yüzlere de fırsat tanıdı. Eskiden bakanlık yapan birçok kişi ise mecliste koltuk kapamadı.
CTP ikinci parti olarak çıksa da yüzde 21’lere düşerek birçok milletvekili kaybetti ve de seçmeninde umutsuzluk yarattı. Bu düşüşte siyasetin güçlü isimlerinden çok erken vazgeçip tamamen yeni yüzlerle seçime girmesi etkili olmuştur.
HP üçüncü parti olarak çıksa da kendi tabirleri ile istedikleri seviyeye ulaşamadılar. Ancak yeni bir parti için bence gayet başarılı oldular. Fakat daha uzlaşmacı olurlarsa oylarının aldıkları halk için daha yararlı olacaktır.
Seçimin diğer bir yarışasını olan TDP ise yerinde saydı. Ayni şekilde yeni kurulan YDP iyi bir oy olsa da parti başkanı yüzde 10’u geçemezsek genel kurula giderim söylemini yerine getirecek mi merak konusu oldu. DP ise en büyük darbeyi almış gözüken parti görüntüsündedir.
Ne olursa olsun isimler kazanıyor, partiler kazanıyor ama halk ya yerinde sayıyor ya da geriye gidiyor şeklinde yaygın bir algı bulunmaktadır.
Son olarak ise uzlaşmacı davranılmazsa Haziran da erken seçim olabilir.

Gayriresmi sonuçlara göre;
Açılan sandık 719 (%100)

UBP: %35.58 (21 Milletvekili)

CTP: %20.92 (12 Milletvekili)

HP: %17.08 (9 Milletvekili)

TDP: % 8.64 ( 3 Milletvekili)

DP:%7.84 ( 2 Milletvekili)

YDP: %7 (3 Milletvekili)

Aşağıdaki linkten daha önce kaç kere seçim olduğunu, hükümetler hangi tarihte yıkıldı ve tekrar kuruldu bakabilirsiniz.

https://basbakanlik.gov.ct.tr/BA%C5%9EBAKANLIK/ESK%C4%B0-H%C3%9CK%C3%9CMETLER

 

İslam Suiçmez

 

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 Yorum

Henüz yorum yok.

Henüz yorum yapılmamış. Yorum Yap!