Özgürlüğün Sönmez Ruhu: Osman BATUR

Ocak 31, 2019 0 Yorum Analizler , Kitap , Türkistan 87 Görüntülenme
Özgürlüğün Sönmez Ruhu: Osman BATUR

 “Benim mücadelem şan, şöhret için veya madalya almak için değil benim mücadelem vatanım ve halkımın çıkarları içindir” Osman Batur  

Türk yurtlarının işgalcileri yıllardır Türklere ayırt etmeksizin zulme devam ediyorlar. “İnsanlık şemsiyesinin dışına itilen” ve sesi duyulmayan milletimiz, milletin bir parçası olduğunu iddia edenler tarafından bile suçlanabilmekte. Kahramanından bir fazla da haini olan bu millet bugün değil de hangi gün haksızlığa, zulme ve yok edilmeye başkaldıracak.

Doğrusunu söylemek gerekirse, makam ve mevki, arkadaş ve sevgili ya da mal ve mülk mü bu kadar önemli olan. Dün canını kaybetmekten çekinmeyenlerin gayreti neydi ki. Balkan Harbi, Çanakkale Harbi, İstiklal Harbi, Kıbrıs Harbi ve süregelen mücadeleler ve cenkler bunun için miydi?

Elimde, Kalender Yayınevinden yayımlanan Özgürlüğün Sönmez Ruhu: Osman Batur kitabı var. Osman Batur İslamoğlu’nun doğumunun 110. yılı dolayısıyla düzenlenen uluslararası bilimsel konferansın bildiri özetlerinden oluşmuş. Bildirilerden birisi olan “Doğu Türkistan Milli Mücadelesi ve Osman Batur” Jadi Şaken’e ait.

1918 de başlayan Türk yurdunun Çinlileştirme politikalarına isyan eden Kazakların isyanını kaleme almış. 1940’lı yıllardan itibaren bu başkaldırılar İli, Tarbagatay ve Altay olmak üzere üç yerde olmuş ve bu bölgeye de “üç bölge” adı verilmiş.

Başkaldırı sırasında içerden ve dışardan destek aramış olan Kazakların ilk hedefi “Türk Topraklarında Bağımsızlık”tır. Sovyetler ise Kazakları o günkü Gomindangcı Çin yönetimine karşı Doğu Türkistan’ın bağımsızlığı ve sonrasında da Sovyetlere bağlanmasını desteklemiştir. Bu maksatla Sovyetlerde eğitim alan Delilhan Sugirbaycu, Fatih Müshinov, Ahmetcan Kasimi ve İshakbek Mononov üç bölgeye gönderilmiş ve desteklenmiştir. Çin de bu dönemde Abdikerim Abbasov’u destekliyordu. Moğolistan ise General Çoybalsan marifeti ile gelişmeleri takip ediyordu.

Çoybalsan, 14 Ocak 1944 tarihinde Kremline gitmiş, orada Stalin’le görüşmüş ve Osman Batur’un önderliğindeki bağımsızlık hareketini desteklemek üzere silah ve mühimmat desteği vermiştir. Hatta Moğolistan’dan Çin askeri unsurları Ruslar tarafından bombalanmıştır. Bu Sovyet yardımı silah, mühimmat, askeri danışman ve Sovyet topraklarında üst ve sağlık desteği seklinde olmuştur.

1945 yılı boyunca yapılan savaşlar sonrasında bu üç bölge özgürleştirilmiştir.

İkinci Dünya Savaşının hüküm sürdüğü yıllarda devam eden Türk yurtlarını özgürleştirme harekâtı Sovyet silah desteği ile devam etmiştir. 11 Şubat 1945 yılında ABD, Sovyetler Birliği ve İngiltere’nin bir başka Türk toprağı olan Kırım’ın Yalta limanında bir araya gelmeleri ve burada Japonya’yı etkisizleştirmek için Moğolistan’ın bağımsızlığı karşısında Sovyetler Birliği’nin Japonya’ya savaş açması kararlaştırılmıştır. Bu kararla “Sovyetler Birliği-Çin Dostluk ve Müttefiklik Antlaşması imzalanmıştır”. Bu ise Doğu Türkistan Milli Mücadelesinin sonu demektir. Sovyetler Birliği bağımsızlık hareketini desteklemeyi Ağustos ayında durdurmuştur. İkinci Dünya Savaşı sonrasında imzalanan antlaşma ile de “Çin’in iç politikasına karışmama” kararı alınmıştır.

Doğu Türkistan hükümeti doğrudan Çin yönetimi ile görüşmek istese de başarısız olmuştur. 1945 yılının Kasım ayında “Üç Bölge (Doğu Türkistan Cumhuriyeti) Kurultayı toplanmıştır. Kurultay’da Sovyetler Birliği ve işbirlikçilerinin hainliği Alihan Töre tarafından dile getirilmiştir. Doğu Türkistan’ın bağımsızlığı için mücadeleye devam edilmesi gerektiği dile getirilmiştir.

Kurultay’da Doğu Türkistan’ın bağımsızlığını isteyenler ve Sovyetler Birliği yanlıları olarak ikiye ayrıldıkları görülmüştür. Sovyetler Birliği oluşan yeni yönetimde kendi adamları Delilhan Sugirbaycu, Fatih Müshinov, Ahmetcan Kasimi ve İshakbek Mononov’a yer bulmuştur. Fakat 1949 yılında bu dört kişi Almatı’dan Pekin’e giderken uçak kazasında ölmüşlerdir! 1991 yılında yayımlanan KGB arşivinde bu kişilerin Stalin’in emri ile Moskova’nın Lyubyanskiy Hapishanesinde öldürüldüğü ortaya çıktığı anlaşılmıştır. 1950 Yılının başından itibaren Doğu Türkistan artık Çinlilerin tam kontrolündedir.

Mücadelenin diğer iki liderinden birisi olan Alihan Töre’de Sovyetler Birliği Konsolosu tarafından Özbekistan’a yönlendirilmiştir. Alihan Töre,1976 yılında Taşkent’te vefat etmiştir.

Osman Batur ise mücadeleye devam etmiştir. Sovyet destekçileri tarafından kendisine verilen “Üç Bölgenin Halk Kahramanı” madalyasını reddetmiştir. Kendisine bunu verenlere “benim mücadelem şan, şöhret için veya madalya almak için değil benim mücadelem vatanım ve halkımın çıkarları içindir” demiştir. 70 yıl öncesinden güzel bir cevaptır.

Osman Batur 18 Ocak 1950 yılında sabah Aksay ilçesi Kayız mevkiinde kızıl Çin askerleri tarafından etrafı çevrilmiştir. Bir gün önce de askerlerinin silahları çalınmıştır. Osman bu olayı “bu düşman yapıştığında, itin etekten çekmesidir” diye tanımlar. Tek başına atı ile kaçarken muhafız olarak koydukları casus Osman Batur’ı sırtından yakalamıştır. Osman Batur, 1 Mayıs 1951 tarihinde Urumçi’de kurşuna dizilerek idam edilmiştir. Osman bir milliyetçi idi, dindardı, Türkçüydü. Şüphesiz büyük liderdi. Ama başaramadı. Osman Batur’un yol arkadaşları yıllarca cezaevlerinde kalmaları ve işkence çekmelerine rağmen O’na en ufak bir söz söylemediler.

2019 yılı Osman Batur’un doğumunun 120. Yılı, şehadetinin ise 68. Yılıdır.

Gelelim satır başına… Kahramanlar can verir yurdu yaşatmak için, hainlerin ölümü uşaklık ettiği ülkelerin ellerindedir. Ey ehli İslam, Türk milleti ve insanlık bir de kahramanların yanında dur ne olur.

 

 

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 Yorum

Henüz yorum yok.

Henüz yorum yapılmamış. Yorum Yap!