Sekelistan seyahat notları

Temmuz 2, 2019 0 Yorum Analizler , Balkanlar 173 Görüntülenme
Sekelistan seyahat notları

Levente Gergelyfi BORBELY’den önce özür dilerim sonra teşekkürlerimi sunarım.

Sekelistan sözcüğünü ilk duyduğum zamanı 2002 ya da 2003 yılı olarak hatırlıyorum. Gagauz yerinden Sergey MANASTIRLI’dan duydum. Abi seni Levente isminde bir Sekel soruyor diyordu. Tandoğan Kültür Sokak’ta bulunan ve bütün Balkanlı gençlerin o yıllarda uğrak yeri olan Balkanevi’ne gelmiti. O yıllarda bir Tatar Türkü, bir Gagauz Türkü, bir Deliorman Türkü bir de Vardar Türkü kardeşimiz aynı mekânda kalıyordu.

İlk tepkim ne Türkü ne Türkü dedim. Sekelmiş ağabey diyordu. Akşam 6’da gelsin dedim. Altıya kadar salonda beklemiş. Derneğe vardığım zaman bir sırt çantası, ayağında sünger terlik olan uzun boylu zayıf bir arkadaş bekliyordu.

Kendisi Gagauz Türkü olan Sergey’le samimiyeti bayağı geliştirmişler. Sergey bana Sekelistan’ı anlatmaya başladı. Dinledim. Sergey Levente’yi dinlemiş, anlamış şimdi de Sekelistan fahri konsolosu gibi bana anlatıyor. Sergey’e Levente’nin talebinin ne olduğunu sordum. İki üç gün kalacak yer, Sekelistan’ı anlatacağı muhatap birkaç görüşme idi.

İlk gördüğümde pek inanıp güvenemediğim! ama daha sonra can kulağı ile dinlediğim. Sonra Levente’nin Sekelistan’ını haritadan buldum. Romanya’nın ortasında Erdel bölgesinde bir yerdi. Önemli bir turistik merkezi olan Braşov’un hemen kuzeyinden başlayan bir bölgeyi işaretliyordu. Kendileri Katolik’tiler. Macarcanın bir lehçesini konuşuyorlardı. Macaristan ile sınır bağı yoktu.

“Macaristan, Katolik olup Macarca konuştuğumuz için Macar olarak kabul ediyor. Romanya Romanya’nın bir parçası olarak görmek istiyor. Oysa biz Hun Türküyüz. Karpat Dağlarına Attila’nın ölümünden sonra sığınan 2 bin atlının torunlarıyız.”

Levente o kadar samimiydi ki uzun süre konuştuk. Türk dünyası ile ilgilenen birkaç kurum ile görüştürdüm. Dernek binasında da sanırım üç beş gün konakladı.

2019 yılına kadar bir daha irtibat kuramadık. Ama Sekelistan hep aklımızın ucunda kaldı. 2019 yılının Mayıs ayının sonunda Romanya’da yapacağım tatili de bahane ederek eşimle iki günlük “Sekelistan” programı yaptım. Bunu 1-2 Haziran 2019 tarihlerine denk getirdim. Bizimkisi biraz “tadımlık”tı. Tadı ağzımızda kaldı.

Kemal Karpat’ın neden Karpat soyadını aldığını Karpatların güzelliğini görünce anladım. Sekellerin, Hun Türklerinden geldiklerini yerinde bir bakışta gördüm! Sekellerin asaletini, temizliğini bir araya geldiğimde gördüm.

Yıllar önce Dobruca’nın kime ait olduğunu tartışan Romanya Türkü ile Bulgaristan Türküne cevabı yine bir Romanya Türkü cevap olarak vermişti. Onu hatırladım. Bilmem biz yaşıyoruz, bizim atalarımızın mezarları var diye.

Yıllar sonra Sekelistan’da mezarlıkta onu gördüm.Yazı karakterlerini Orhun’dan almışlar. Mezar taşlarında Şaman geleneğinin izleri var. Sekelistan Romanya’nın mı yoksa Macaristan’ın mı bilmem ama biz yaşıyoruz, benim atalarımın mezar taşları var orada.

 

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 Yorum

Henüz yorum yok.

Henüz yorum yapılmamış. Yorum Yap!