Tanrı’nın Kırbacı Bozkır Halklarından Biri: Hazarlar

Mayıs 22, 2018 0 Yorum Analizler , Kafkasya 1128 Görüntülenme
Tanrı’nın Kırbacı Bozkır Halklarından Biri: Hazarlar

Çok eski çağlardan beri Aşağı Volga bölgesine yerleşmiş olan Türkmen kökenli Hazarlar Kırım’ı işgal etmiş, Kiev’i kurmuşlardı. Ana yaşam alanları bugünkü Avrupa Rusyası’ydı. Vatanları Ural nehri-Dinyeper nehri arasındaydı.

Hazarlar bu coğrafyada VI yüzyıldan X. yüzyıla kadar hüküm sürmüşlerdi. Hazar sözcüğü “geçen adamlar” demekti.Hazarlar kendilerini Nuh’un oğlu Yasef’e dayandırırlar.

Hazarların hüküm sürdüğü topaklar esasında tarihte İskitlerin topraklarıydı. Aynı zamanda Hazarlar Göktürklerin varisidirler.

Bozkır insanları için at her şeydi. Panterden daha hafif, gece kurtlardan daha hızlı, düşmanları üzerine kartal gibi saldıran Atları vardı. At insanın gücünü on kat daha artırdı. Atlı adam sarhoşluğunu bir arkadaşı ile paylaşır: atıyla. Atlı adam özgür, güçlü ve fethedicidir.

İ.Ö. 3000 de Santor efsanesinin doğmasına neden olan bu insanlar ortaya çıktı. Santor yarısı insan yarısı at olan mitolojik yaratığa verilen isimdi ve Bozkırın insanları da öyleydi. Her koşulda at kullanan, ata kısa binen, böylece at ile bütünleşen bir kavimdi bunlar. İskitler de atlıydı. Düşmanın piyade ordularının üstüne ok atarak dörtnala ölümcül gelirlerdi. Bütün bunları uluyarak yaparlardı. Üzengi kullanırlardı. Paçalarını çizmelerinin içine sokarlardı. Günümüz Moğolları gibi kırmızı, sarı ve yeşil gibi canlı renkleri severler ve giyerlerdi.

740 yılında Museviliği kabul etmişlerdi. Daha önce Hazarlar ata tapan pagan bir toplumdu. Museviliği seçen Hazar İmparatoru Bulan Kağan’a göre Hristiyan ve Müslümanlar savunmalarını hep eski ahide dayandırmışlardı. Bulan Kağan’ın doğrudan kaynağından almak varken neden ikinci elden alayım diyerek Museviliği seçtiği söylenir. Ama asıl siyasi neden elbette bu değildi. “Müslümanlığı kabulü Hazarları Araplaştıracak, Hristiyanlığı kabul ise Bizanslaştıracaktı”. Bulan Kağan eski ilkel Şamanlıkla da ülkesini yönetemeyeceğini düşünür.

Hazarlar ticarette ustaydılar ve kuzey-güney /doğu-batı arasında yoldan geçiş ücreti aldılar. Ticaret ile zenginleştiler. Göçebeliği bıraktılar ve yerleşik hayata geçtiler. Ama bu zenginliği koruyacak hızı ve savaş yeteneğini kaybettiler. İ.Ö. V. ve IV yüzyıllarda Yunanlılarla ilişkide olan İskitler de Hazarlar gibi uygarlaştılar ve çoğu yerleşik düzene geçti. Bu onların sonlarını hazırlayan bir hataydı. Güçlerini kaybettiler ve sonunda dağıldılar. İ.Ö. II. yüzyıl da İskitler tarih sahnesinden yok olmuştu. Hazarlar, Hristiyan ve Müslüman askerleri paralı olarak aldılar. Çöküşleri de böyle başladı. Paralı askerlerini komşuları Hristiyan Bizans ve Müslüman Araplar ile savaştıramadılar.

Güç ve yasallık arasında bir bağ vardı. Denge kurmak gerekiyordu. Çok uluslu imparatorluklar için bu şarttı. Hazar İmparatorluğu da bu dengeyi bu dönemde kaybetti.

İskit Hakanı İdanthyrus’un “bizim ülkemizde işlenmiş topraklar ya da kentler yoktur. Eğer olsaydı onları kaybetme ya da talan edilmiş görme korkusu bizi zamanından önce bir çarpışmaya sürükleyebilirdi” sözü yerleşik hayata geçmelerinin bozkır halklarının da sonun başlangıcı olduğunu gösteren yerinde bir tespit olsa gerek. Neredeyse her şeyini kaybeden Anadolu Türklüğünün 1920-22 İstiklal Harbinde Anadolu içlerine kadar çekilmesi de zorunluluk olduğu kadar aynı sözün yıllar sonra tekrarı olsa gerek. “Düşmanınızı bilmediği coğrafyada aç susuz bırakmak. İkmal yollarını uzatmak ve kapatmak.”

Hazar İmparatorluğunda yaşayan çok fazla Hristiyan ve Müslüman vardı. I. yüzyılda Hazarların başkenti İtil kenti düşmüştü. Hazar kentlerinden bugün bir kalıntı yoktur. Bizans ile ittifak yapan Hazarlar bu yolla belki imparatorluğun ömrünü uzattıklarını düşündüler ama Bizansın prenseslerini tıpkı atalarının Çinli prensesleri almaları gibi aldılar!

Hazarların devletinin yıkılması ile Avrupa’ya göçleri başladı. Orta Avrupa’ya sürülen Batı Yahudileri ile karışan Hazarlar Eşkenazi Yahudisiydi. Bugün, Polonya’daki birçok Kağan, Kaganka ve Kaganoviç isminde yerleşke vardır.

Hazarların bir kısmı ise yurtlarını asla terk etmemişler. Bugün “Dağ Yahudileri” olarak Kafkaslarda yaşamaktadır. Bugün, Azerbaycan ve Dağıstan’da köyleri var. Bunlardan biri 1930 yılında Stalin tarafından ismi değiştirilen Yevreyiskaya Sloboda -Yahudi Kasabasıdır.  İsmi önce Krasnaya Sloboda (Kızıl Kasaba) yapılmıştı. Şimdiki ismi ise Kırmızı Kasaba’dır. Azerbaycan’ın Kuba şehri yakınındadır.

Bugün tarihini dahi bilmediğimiz insanlarımızı kendileri ile hiçbir bağ olmayanların avuçlarına bırakmamız ne acı…

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 Yorum

Henüz yorum yok.

Henüz yorum yapılmamış. Yorum Yap!