Türk Kültüründe Kadın

Kasım 22, 2019 0 Yorum Analizler , Dünya , Türkistan 247 Görüntülenme
Türk Kültüründe Kadın

Hollanda Avrasya Vakfı tarafından düzenlenen Tiyatro oyunu Saklı İncilerin ilk perdesi: Benim Adım Türk, Ben Barbarım 23 – 25 Kasım tarihleri arasında Theater Vaillant da gösterime giriyor. Hollandalı yerli Türk kadınlarımızın hikayeleri Türkçe ve Hollandaca olarak sergilenecek.

Avrupa’da yaşayan yerli Türk kadınlarının varlık mücadelesini ortaya koymayı amaçlayan gösterim, Türkün geçmişte olduğu gibi gelecekte de güçlü olacağı mesajını taşıyor.

İslamiyet Öncesi Türklerde Kadın

İslam öncesi Türklere ait bilgiler M.Ö. 4000-4500 yıl gerilere kadar ulaşmaktadır. Bu konu bağlamında her şeyden önce Türk dili analiz edilmelidir. Hiçbir Türk dilinde cinsiyet ayrımı yoktur. Çünkü Türk kültüründe cinsiyetler arası ayrımcılık bulunmamaktadır. Ayrıca ilk Şamanların kadın olduğuna ve bu nedenle Kadın Şamanların Şaman topluluklardaki en güçlü ruhsal liderler olduğuna inanılmaktadır.

Türkistan Türk devletlerinin hepsinde (İskitler, Hunlar, Göktürkler, Uygurlar) kadın önemli hak ve yetkilere sahipti. Örneğin İskitler’de, her kadının İskit erkekleri gibi savaşçı ve asker olarak yetiştirilmesi geleneği vardı. Bundan dolayıdır ki İskit’li göçebe kadınlar her savaşta erkekleriyle birlikte çarpışıyorlardı.  Hatta en büyük hükümdarları arasında Kadın kağan Tomaris (Tomris) bulunmaktadır.

Büyük Hun İmparatorluğu döneminde ise Çin ile ilk barış antlaşmasını Mete’nin hatunu imzalamıştır.

Göktürklerde ve Uygurlarda kağanın karısı hatun devlet işlerinde kocasıyla birlikte söz sahibidir. Emirnamelerin yalnız Kağan namına değil kağan ve hatun namına ortaklaşa imza edilmektedir.

Orhun Kitabelerinde devlet işlerini bilen Katunlardan (hatun) söz edilir. Kağanın hanımı olan Hatun da tıpkı Kağan gibi töre ile bu makama oturur ve kağan ile birlikte ülkeyi yönetmektedir.

Kadın, bereketi simgeler

Kadınlar arasında zaman zaman devlet siyasetine yön verenler de olmuştur. Eski Türk toplumlarında aile en önemli sosyal birlik olduğundan, ailenin temelini teşkil eden kadın, Türk destanlarında ve Türk felsefesinde önemli bir yere konuşlanmıştır. Kültürümüzde kadına yüce bir varlık gözüyle bakılmıştır. Böyle bir kültüre ve töreye hayran olmamak elde değildir. Kadın bereketin simgesidir. Benimsediğim bir söz var ki hem toplumdaki hem de aile kavramındaki yerini açıklar niteliktedir. O söz şöyledir; “ev toprağın üzerine kurulmaz, bir kadın üzerine kurulur.” Evi ev yapan duvarı tuğlası değildir. Evi ev yapan, bizâtihi kadının kendisidir.

Belli bir dönem kadının kapatılması örtülmesi ve evden çıkmaması izin verilmediği bir dönem olmuştur. Bu dönemde dahil Türk dünyasında Rus baskısı altında yaşayan Türk halkı Şefika GASPIRALI gibi aydın kadınlar çıkartmıştır.

Eski Türk Devletlerinde kadına atfedilen bu önem, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulması ile kadına eski değerinin ve toplumsal yaşamdaki yerini tekrar iade etmiştir. Kurtuluş savaşında erkeği ile birlikte verdiği özgürlük savaşını Cumhuriyet sonrası da hedeflerine ulaşmıştır. 5 Aralık 1934’te “Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı Verilmesi” ile kadınlar tekrar siyasi hayata dâhil olmuş ve devlet yönetiminde söz sahibi olmuşlardır. Cumhuriyeti’mizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, söylemiş olduğu birçok söylemde toplum içinde kadına verilen değeri ifade etmiştir. Örneğin Atatürk, Şubat 1923’te şöyle demiştir; “Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun, bir organı faaliyette bulunurken, diğer bir organı işlemezse, o sosyal toplum felçlidir.” Sözleriyle kadının toplumdaki yerinin önemini göstermiştir. Son olarak Mustafa Kemal Atatürk; “Kadınlar içtimai hayatta erkeklerle birlikte yürüyerek birbirinin yardımcısı ve destekçisi olacaklardır.” sözleriyle kadına verilen değeri göstermektedir.

Bu dönemden itibaren Türk kadını kendi varlık mücadelesi güçlenmiş ve her alanda başarılarla dolu bir döneme tekrar geçmiştir. 1956 sonrası Avrupa’ya işçi olarak eşleriyle birlikte göçen kadınlarımız günümüzde yeni bir Avrupalı Türk Kadını ifadesini doğurmuştur.  Avrupa’da yerli Türklerin oluşmasını gelecek nesillerin yetişmesini sağlayacak olanlar kadınlarımızdır.

 

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 Yorum

Henüz yorum yok.

Henüz yorum yapılmamış. Yorum Yap!