Varna’da Düzenlenecek Türkiye-AB Zirvesinden Beklentiler

Mart 12, 2018 0 Yorum Analizler , Balkanlar , Türkiye 1308 Görüntülenme
Varna’da Düzenlenecek Türkiye-AB Zirvesinden Beklentiler

Türkiye, Avrupa Birliği (AB) ile gerilen ilişkilerini tekrar düzeltmek için çaba gösteriyor. AB ile benzer bir toplantı, geçen yıl 25 Mayıs’ta Erdoğan, Tusk ve Juncker arasında Brüksel’de yapılmıştı. Bu zirvede daha çok Türkiye ile AB arasında Mart 2016’da imzalanan mülteci anlaşmasının hayata geçirilmesi konusu üzerinde durulmuştu. Gerek 15 Temmuz darbe girişimi sonrası gerek ise 16 Nisan Anayasa referandumu sırasında Türkiye’nin AB ile ilişkileri kopma noktasına gelmişti.

Bu ilişkilerin tekrar rayına girmesi için 26 Mart’ta Bulgaristan’ın Varna kentinde Türkiye-AB zirvesi düzenlenecek. Toplantıya Türkiye’yi temsilen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan katılacak. AB Konseyi Başkanı Donald Tusk, AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ve AB Konseyi Dönem Başkanı olan Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la bir araya gelecek.

Zirvede  AB-Türkiye ilişkilerin tekrar düzene girmesi, bölgesel ve küresel konular, mültecilere yapılacak mali yardımlar, Kıbrıs sorunu, Afrin operasyonu, terörle mücadele, gümrük işbirliği, vizesiz seyahat gibi konular üzerinde durulacak.

Kilise Açılışıyla  Meydana Gelen Diyalog Arayışları

İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilen Balat’taki ‘Demir Kilise’olarak bilinen Sveti Stefan Kilisesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Bulgaristan Başbakanı Borisov’un katıldığı resmi törenle 7 Ocak’da açılışı yapılmıştı. 7 yıl süren kapsamlı restorasyonun ardından hizmete açılan kilisenin restorasyonu 16 milyon liraya mal oldu. Bunun 1 milyon lirası da Bulgaristan Başbakanının emriyle gönderildi.

Kilise açılışında konuşan Başbakan Boyko Borisov,”Türkiye ile AB’nin ilişkilerinin  normalleşmesi için çaba harcamalıyız” sözüyle mesaj verdi. Borisov’un bu sözünden 12 gün sonra somut adımı görmüş olduk.

Borisov, Almanya Sanşölyesi Angela Merkel’in günübirlik 20 Ocak’da Sofya’ya yaptığı ziyareti esnasında Türkiye-AB zirvesi yapılacağını, hatta tarihi ve yeri hakkında bilgi verdi. Nitekim, Bulgaristan’ın AB Konseyi Dönem Başkanlığı döneminde ev sahibi Boyko Borisov’un  Türkiye-AB ilişkileri arasında yeni ivme kazanacağı sinyalleri vermeye başlamıştı. AB Konseyi Başkanı Donald Tusk, AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker  bu konuda biraz daha temkinli davranıyor ve Türkiye-AB ilişkilerin ilk önce  ‘diyalog’ temelinde yapılandırılması bakışı hakim.

Şunu da vurgulamak gerekir ki, Bulgaristan bu dönemde Türkiye ile AB ilişkileri arasında ‘uzlaştırıcı’ görevini üstlenmiş durumda ve Bulgar Başbakanın bu konuda Tusk’u ve Juncker’i ikna etmiş gibi görünüyor.

Zirve Neden Varna’da Yapılıyor?

Bulgaristan, AB Konseyi Dönem Başkanlığı döneminde üst düzey görüşmeleri başkent Sofya’daki  Milli Kültür Sarayı’nda yapılıyor. Bulgaristan’ın AB Konseyi Dönem Başkanlığını üstlenmesiyle ev  sahibi konumundaki  ülke neden Türkiye-AB zirvesini başkent Sofya’da gerçekleştirmiyor da Varna’da gerçekleşiyor? Bu sorunun cevabını iki nedenden dolayı açıklamak mümkün; Bulgaristan’da uluslarası ilişkiler bakımında üst düzey toplantı ve görüşmelerin yapıldığı yer genellikle Varna yakınlarındaki Evksinograd rezidansında yapılıyor. En son burada Dörtlü Balkan Zirvesi gerçekleşmiş, Sırbistan’ın,Bulgaristan, Yunanistan ve Romanya liderlerin katılımıyla dört ülkenin bölgedeki altyapılarını geliştirilmesi konusunda ortak mutabakat sağlanmıştı.

Aslında Bulgaristan’ın AB Konseyi Dönem Başkanlığı öncelikleri arasında ilk sırada Batı Balkanlar’ın geleceği ve AB’ne entegre olmalarını sağlamaktır.

AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, Batı Balkan ülkelerinin (Sırbistan, Kosova, Makedonya, Karadağ, Bosna-Hersek ve Arnavutluk) 2025 yılına kadar şartlı olarak AB’e gireceğini söyledi. Bu şartların birkaçından bahsetmek mümkün: Batı Balkan ülkelerinde istikrar ve refahı sağlaması, Sırbistan’ın Kosova’nın bağımsızlığını  kabul etmesi,Makedonya’nın isim sorunlarını çözmesi, rüşvetin ortadan kalkması gibi şartlar koşuluyor. Varna’da yapılmasının diğer nedeni de Türkiye’ye apaçık enerji alanında mesaj verliyor olmasıdır.Bulgaristan’ın Varna yakınlarında ‘Balkan‘ bölgesel doğalgaz dağıtım merkezi oluşturulması fikridir. Bu da  Türkiye üzerinden  Bulgaristan’a oradan da Avrupa ülkelerine  gidecek doğalgaz dağıtım merkezidir.

Doğalgaz daha çok TANAP üzerinden gelecek Azeri gazını kaynak alacak. Gelecekte yıllarda, Türkiye üzerinden İran, İsrail, Türkmenistan ve diğer ülkelerden daha fazla gazın Bulgaristan’a taşınması bekleniliyor. 2018’in ikinci yarısında tamamlanması planlanan Balkan doğalgaz dağıtım merkezinin ön fizibilite çalışmasının da sonuçlanacağı öngörülüyor.

Zirveden Beklentiler

Türkiye-AB zirvesi bir araya gelip toplanması kadar müzakere edilecek konular daha da zor geçecek gibi görünüyor. Her iki taraftan somut adımlar atılması bekleniliyor ancak konuları itibariyle paralellik oluşturuyor. Tüm bunlara rağmen masaya oturulması olumlu sonuçlar doğurabilir.

Varna’da yapılacak görüşmelerde Türk tarafından dile getirilecek konu vize konusunun da öncelikle ele alınacağı ve Türkiye’nin koşul olarak öne sürülen 72 ölçütü yerine getirdiği belirtilecek.

Türkiye’nin 50 yıllık üyelik sürecinin bundan sonra nasıl ilerleyeceğine yönelik ipuçları bu zirveden çıkabilir yahut burada da belirsizlik sürebilir. Ancak, Türkiye’nin Afrin operasyonuyla birlikte ABD ve Rusya ile gelişen farklı tutumların AB ile ilişkilerde farklı bir süreci tetiklemesi büyük olasılık gibi görünüyor. AB’nin Afrin operasyonu için sessizliğini korurken üye ülke Fransa’nın göstermiş olduğu tavırlar resmen bu operasyona karşı çıkmaktadı. Dönem Başkanlığını Bulgaristan’ın ne yazık ki sözü geçecek gibi görünmüyor. Zaten Başbakan Boyko Borisov da Bulgaristan’ın karar mkanizmasında rol almadığını ipuçları veriyor.

Türkiye’nin beklentileri 2019’dan beri tüm Türk vatandaşların serbestçe vizesiz AB ülkelerine dolaşmasıdır. Bunun yanında fasılların açılmasıdır. AB’nin Varna zirvesinde  vizesiz seyehat için kesin belirli bir tarih verebilirler ancak fasılların açılıp kapanması gündeme gelir mi kestirmek mümkün değil.

Zaten vizesiz seyehat ilk başta tüm vatandaşları kapsamayabilir, tüm vatandaşların serbestçe dolaşması 2020’yi bulur.

Diğer taraftan AB’nin birkaç yıldır sıkça üzerinde durduğu bir konu var; ifade özgürlüğü. AB, Türkiye’de normalleşme sürecinin hızla başlamasını bekliyor, OHAL’in kaldırılması üzerinde duracak. AB tarafı, Türkiye’nin “Terörle Mücadele Yasası” başta olmak üzere yasal düzenlenmelerinde özgürlüklerden yana değişiklikler yapmasını bekliyor. Türkiye ise, terör örgütleriyle mücadelesini gerekçe göstererek, değişiklikleri reddediyor. Ancak Türkiye’nin terörle mücadele yasasının gözden geçirilmesi ölçütleri kapsamında, Terörle Mücadele Yasası’nın 7’inci maddede değişikliğe gidilebilinir. Ancak bunları vurgularken iki taraftan da paralellik hakim.

Türkiye bir yandan terör unsurlarıyla baş etmeye çalışırken özellikle de PKK ve FETÖ konusunda AB’nin zıt görüşleri var. Bir yandan FETÖ üyelerini iade etmiyor, diğer yandan PKK yandaşlarının yürüyüşlerine izin veriyor hatta Avrupa Parlamentosu’na sokabiliyor. Salih Müslim’in iade edilmemesi terörle mücadele konusunda yapılacak görüşmede tartışmaya girebilir.

Türkiye, mevcut sorunları Varna zirvesinde dile getirecektir. Ayrıca Afrin harekatıyla ilgili ayrıntılı bilgileri paylaşacaktır.

AB’nin  Kırmızı Çizgisi: İfade Özgürlüğü

AB’nin üzerinde çok durduğu ve sıkça Türkiye’ye uyarıda bulunduğu konu ifade özgürlüğüdür.Türkiye’de yaşanan darbe girişimi sonrasında yürürlüğe giren OHAL sürecinin ardından tutuklu bulunan gazetecilerin ve bazı aydınların serbest bırakılması konusuna uyarıda bulunmaktadır.

Avrupa’dan gelen tepkilerden sonra ilk somut adım Başbakan Binali Yıldırım’ın 16 Şubat’da Almanya’da Angela Merkel ile yaptığı basın toplantısından 24 saat geçmeden Alman “Die Welt” gazetesinin Türkiye temsilcisi Deniz Yücel serbest bırakıldı. Hakkında “Örgüt propagandası yapmak” ve “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlarından 4 yıldan 18 yıla kadar hapis istemiyle dava açılan Yücel, mahkemenin iddianameyi kabulüyle tahliye edildi. Bir diğer önemli gelişme  Avrupa’nın yakından takip ettiği Cumhuriyet gazetesi davası. 9 Mart’da Cumhuriyet gazetesi yönetici ve yazarlarının yargılandığı davada, Ahmet Şık ve Murat Sabuncu’nun tahliyesine karar verildi. Gazetenin İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay’ın ve Ahmet Kemal Aydoğdu’nun tahliye talepleri ise reddedildi. Esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için dosyanın duruşma savcısına verilmesine karar veren mahkeme heyeti bir sonraki duruşmanın Silivri’de 16 Mart’ta yapılmasına hükmetti.

Büyük ihtimalle bunlar da Varna zirvesine kadar serbest kalabilirler. Çünkü 22-23 Mart tarihlerinde Brüksel’de gerçekleştirilecek AB Liderler Zirvesi’nde Türkiye’ye yönelik  mültecilere verilecek mali yardımlar kararlaşırılacak ve Varna zirvesi öncesi olumlu yada olsumsuz mesajlar iletilecek.

Kısaca söylemek gerekirse, tüm konularda uzlaşıya varılamayabilir.Ancak AB’nin Türkiye’yi bir yandan kaybetmek istemezken, diğer yandan da oyalıyor.Bu da gerek Ankara politikasında gerek ise halkın gözüyle AB’ye üyeliği konusunda her yönüyle geri adıma itebilmektedir.

Türkiye’nin Rusya ile yakınlaşması AB’yi epeyce rahatsız etmiş olmalı ki bundan sonra da Türkiye için sürpriz bir karara imza atılabilir. Varna zirvesinden vize muafiyeti ile ilgili kesin bir tarih verebilir. Eğer ki bu ihtimal olmasa bile bir faslın kapanıp diğerinin açılması olası gibi görünüyor. 2015 yılından itibaren Türkiye’yi oyalayan AB ile sürpriz gelişmeler yaşanabilir.

Varna zirvesi bir yandan umut olabilir mi? Hepimiz bekleyip göreceğiz…

 

 

Çağatay Kocaömer

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 Yorum

Henüz yorum yok.

Henüz yorum yapılmamış. Yorum Yap!